Yaklaşık üç aydır yaptığım araştırmanın çarpıcı sonuçlarına göre, messengerda durumunu meşgul gösteren kişilerin aslında %87'si meşgul değiller...Bu araştırma için tam olarak yüz farklı insanı denek olarak kullandım. %7'i gerçekten meşgul olduğu için cevap vermezken, geriye kalan %6'lık dilim, meşgul olmalarına karşın yine de yazışabilecek durumdaydı. Bu durumda, hiç çekinmeden durumu meşgul olanlara abanabilirsiniz. Hadi elinize kuvvet !
Chuck Palahniuk, insanları bir süre sonra tekdüze gitmeye başlayan bir kitabının son 15 sayfasıyla bile etkileyebilecek bir yazar olduğunu bana kanıtladı. Bir daha asla seninle ilgili şüpheye düşmeyeceğim Chuck ! Özür dilerim, affet beni. Öptüm kib bye...
Anladığım kadarıyla, insan ikinci sınıfa geçince pek öyle vize ya da final havasına giremiyormuş. Bünye bir kez alışınca, geriye kalan sınav dönemleri insanı hiç etkilemiyormuş. Kötü be...Hiç ders çalışasım gelmiyor benim böyle. Biran önce final havasına gir Oz !
Vize döneminde de olduğu gibi, final döneminde de ders çalışmak için kişinin en büyük yardımcısı yine Joe Purdy oluyormuş. Tabi, o huzur dolu ses araya bazen vurucu şarkılar sıkıştırabiliyormuş. Bu durum, dersten bir süreliğine kopup, şarkıyla beraber uzun bir yolculuğa çıkmanıza neden olabilir. Yine de sen söylemeye devam et Joe Purdy...Hiç susma. Beni bir tek sen anlıyorsun bu aralar. Seni de öptüm, sen de kib, sana da bye !
Oğuz Atay'ın "Bir Bilim Adamının Romanı" adlı eseri, ciddi anlamda üzülmeme neden olan bir durumu farketmemi sağladı. 1975 yılında yazılan ve Mustafa İnan'ın hayatını, roman kıvamında anlatan kitap şunu gösteriyor ki, en az 35 yıl öncesinde ki hoca anlayışı, günümüze kadar hiçbir farklılık göstermeden gelmiş. Hâla öğretmekten çok, ezberletmek amacı güden hocalara mahkum öğrenciler olarak yetişiyoruz çoğumuz. Yazık...Acaba, kendime "üniversite öğrencisi" hatta "öğrenci" bile demeyi henüz haketmediğimi gösteren bu kitabı bir de biraz önce bahsettiğim hocalar okusa, kaç tanesi kendinden utanacak yüzü ve cesareti bulabilir ? Bugün bütün lanetler, olanaklar gelişirken, kendileri tembelleşen hocalara gelsin.
Final zamanı öğrenci, okulu olmadığından tamamiyle ev kadını kimliğine bürünüyormuş. Kendini evlendirme, tartışma ve yarışma programlarına veriyormuş. Özellikle öğlen kuşağı programları hakkında kafanıza takılan bir soru ya da merak ettiğiniz bir şey varsa sorabilirsiniz. Bu hizmeti vermekten gurur duyacağım. O kadar izledik, bare bir işe yarasın.
Final döneminin bitmesine sayılı günler kalınca, öğrencinin içine değişik bir huzur doluyormuş. Eşlik edilen şarkılar, yapılan sevimli kahvaltılar ve yüzü gülen insanlarla geçirilen günler, insanın yaz okulunu iple çekmesine bile sebebiyet verebiliyormuş.
Tatil döneminin özellikle ilk bir kaç günü fazlasıyla sıkıcı geçebiliyormuş. Herkesin okulu,sınavları varken, alışma dönemi sıkıntıya yol açabiliyormuş. Olsun canım bekleriz. Elden bir şey gelmez zaten.
Juliana Pasha - It's All About You
Oğuz Atay'ın "Bir Bilim Adamının Romanı" adlı eseri, ciddi anlamda üzülmeme neden olan bir durumu farketmemi sağladı. 1975 yılında yazılan ve Mustafa İnan'ın hayatını, roman kıvamında anlatan kitap şunu gösteriyor ki, en az 35 yıl öncesinde ki hoca anlayışı, günümüze kadar hiçbir farklılık göstermeden gelmiş. Hâla öğretmekten çok, ezberletmek amacı güden hocalara mahkum öğrenciler olarak yetişiyoruz çoğumuz. Yazık...Acaba, kendime "üniversite öğrencisi" hatta "öğrenci" bile demeyi henüz haketmediğimi gösteren bu kitabı bir de biraz önce bahsettiğim hocalar okusa, kaç tanesi kendinden utanacak yüzü ve cesareti bulabilir ? Bugün bütün lanetler, olanaklar gelişirken, kendileri tembelleşen hocalara gelsin.
Final zamanı öğrenci, okulu olmadığından tamamiyle ev kadını kimliğine bürünüyormuş. Kendini evlendirme, tartışma ve yarışma programlarına veriyormuş. Özellikle öğlen kuşağı programları hakkında kafanıza takılan bir soru ya da merak ettiğiniz bir şey varsa sorabilirsiniz. Bu hizmeti vermekten gurur duyacağım. O kadar izledik, bare bir işe yarasın.
Final döneminin bitmesine sayılı günler kalınca, öğrencinin içine değişik bir huzur doluyormuş. Eşlik edilen şarkılar, yapılan sevimli kahvaltılar ve yüzü gülen insanlarla geçirilen günler, insanın yaz okulunu iple çekmesine bile sebebiyet verebiliyormuş.
Tatil döneminin özellikle ilk bir kaç günü fazlasıyla sıkıcı geçebiliyormuş. Herkesin okulu,sınavları varken, alışma dönemi sıkıntıya yol açabiliyormuş. Olsun canım bekleriz. Elden bir şey gelmez zaten.
Juliana Pasha - It's All About You
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder