27 Mayıs 2010 Perşembe

Yirminci Baskı

Teyzemle konuşuyorum ve teyzem çok net bir şekilde konuya giriyor...

- Deden öldü...

- Ne ?!

- Bir haftadır adını sayıklıyordu...Neden artık beni ziyaret etmiyor deyip durdu.

- Ben...Ben bilmiyordum !

- Dedenin olduğunu mu bilmiyordun !

- Hayır ! Tabii ki dedemin olduğunu biliyordum ! Ama...Bilmiyordum işte !

- Arkanda daha kaç tane insanı yüzüstü bırakacaksın ! Gözlerini aç artık ! Gerçeği gör !

- Ben, isteyerek yapmadım ! İsteyerek olmadı !

- Gözlerini aç artık !

- Her şeyin farkındayım zaten tamam mı ?! Elimden geleni yapıyordum !

Teyzem, bu andan itibaren nefret dolu bakışlarıyla aynı şeyleri tekrarlamaya devam ediyor.

- Gerçeği gör ve kendine gel !

- Nerede o ? Son kez görmek istiyorum !

- Gözlerini aç ve gör !

- Ne ?..

- Gözlerini aç !

Ve gözlerimi açıyorum...Uykumdan uyanıyorum. Her şey çok gerçekçi. Neyin rüya, neyin gerçek olduğu hakkında emin değilim. Başucumda ki sudan içiyorum ve mutfağa gidip, dünden kalan buz gibi kahveyi kafama dikiyorum. Kafama not düşüyorum...Bundan sonra yazı turaya göre hayatını yönlendirmekten vazgeçebilirsin.

Duş alıyorum ve aynada kendime bakıyorum. Ağzımdan çıkan ilk cümle şu oluyor..."Film gerçek oldu !"...Evet, film gerçek oldu...Sadece filmlerde izleyebileceğiniz kadar saçma bir şekilde, her şeyi tekrar hatırlamaya başlıyorum. Tüylerim diken diken oluyor...Her şeyi hatırlayan birisi olarak ilk tepkimse gülmek oluyor. Fazlasıyla yüksek sesle gülüyorum ve aynadaki bana nedenini izah ediyorum..."Ezgi'nin fotoğraflarını bütün millet görmüş !" diyorum ve gülmeye devam ediyorum. Şimdi sessizlik...Tekrar irkiliyorum ve büyük bir korkuyla "Dede !" diye bağırıyorum.

Dişlerimi fırçalıyorum, traş oluyorum, saçlarımı düzeltiyorum, ayakkabılarımı parlatıyorum, üstüme şık bir şeyler giyiyorum, televizyonu kapatıyorum, günün ilk sıcak kahvesini içiyorum ve koşar adımlarla dedeme gidiyorum.

Yolda aklıma binbir türlü korkunç senaryo geliyor. Hepsinin senaristi ve yönetmeni benim. Kendime biraz torpil geçmişim ve senaryoların hepsinde yardımcı erkek oyuncu rolündeyim. Dedemse, oscarlık bir performans sergiliyor ve bütün yapımların sonunda ölüyor. Ağlatacak derecede başarılı bir performans sergiliyoruz. Kendimi tebrik ediyorum ve önümüzde ki dönemlerde hangi projelere yönelebileceğimi düşünüyorum. Çok yakında...Yıllar sonra, bir kız kardeşe sahip olduğunu öğrenen çocuğun dramı...Ve evet, bu kez başrolde beni hayal edebilirsiniz !

Dedemin oturduğu apartmana yöneliyorum...Apartmanın kapısı her zamanki gibi açık. Merdivenlerden koşarak çıkıyorum. Altı kat...Oldukça yorucu. Kafama not düşüyorum...Yolun altıncı kata kadar uzanıyorsa, asansör her zaman merdivenden daha iyi bir seçenektir.

Terler içinde kapıyı çalıyorum. Hayır, kapıyı çalmıyorum...Kapıyı yumrukluyorum. Açan olmuyor ve ben tekmelemeye başlıyorum. Sonunda kapıyı teyzem her zamanki suratsız ifadesiyle açıyor...

- Sakin ol be ! Saat sabahın dokuzu ! Milleti uyandıracaksın !

Dedikleri bir kulağımdan girip ötekisinden çıkıyor. Kimse umrumda değil. Şuan tek umrumda olan kişi dedem.

- Dedem ! Dedem nerede !

Simple Plan - When I'm Gone

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder