14 Mayıs 2010 Cuma

On Dokuzuncu Baskı

- Bak, aramızda geçenleri unutalım tamam mı ?

Gülüyorum...Kahkahalar atıyorum...Hatta kahkaha atmaktan karnıma ağrılar giriyor ve gözümden yaşlar süzülüyor.

- Ne gülüyorsun lan ibne ! Var ya, böyle dalga geçeceğini biliyordum. Boşver ya, sözümü geri aldım. Seni merak edip gelende kabahat zaten.

- Hayır hayır....Unutmak bence harika bir fikir ! Hatta ben çoktan unuttum bile !

Kendimi gülmekten alıkoyamıyorum. Aramızda geçenleri unutmak istiyormuş...Oysa, zaten ben aramızda ne geçtiğini hatırlamıyorum ki ! Kafama not düşüyorum...Bence, şuan ki olay tamamiyle ironidir. Konuşmaya devam ediyorum.

- Evet evet bence de unutalım gitsin ! Hatta bence her şeye yeniden başlayalım ha ne dersin ?!

- Aramızın tekrar iyi olmasına sevindim. Yalnız şu para meselesini de unutsan iyi edersin çünkü cevabım hâla aynı.

- Seni mi kıracağım be ! Unuttum gitti ! Başka unutmamı istediğin bir şey varsa söyle çünkü şuan tam zamanı !

- Oğlum sen cidden iyi misin lan ?

- Tabii ki iyiyim ! Harikayım hatta ! Kahve ?

- Hayır ama kolan varsa içerim.

- Tabii ki kola içersin ! Kim içmez ki !

- Lan salak salak tepkiler verip durma bana. Hadi kendine kahve yap, bana da kola koy. Sana neler anlatacağım neler. Ezgi fena göte geldi oğlum !

- Haa, biliyorum onu ya. Hatun süper bir şeymiş cidden lan.

- Ulan sanki bilmiyormuş gibi sende ! Kızın üstünde binbir türlü deneme yaptın lan. Şimdi mi süper olduğu aklına geliyor ?!

Herkes neden aynı tepkiyi veriyor ? Ezgi'yle aramda geçenleri bütün okula yaymış mıyım ? Ne kadar yüzsüz birisiyim lan ben öyle. Kafama not düşüyorum...Şu anda kız arkadaşın varsa, aranızda geçenler, aranızda kalsın.

Can'la uzun uzun konuşmaya devam ediyoruz. Elimden geldiğince durumumu belli etmemeye çalışıyorum. Garip...İnsan gerçekten her şeyi unuttuğunu bilebilir mi ? Eğer kendini bir anda, koskoca bir sınıfın ortasında yabancı gibi hissederse bilebilir. En azından akıl edebilir...Tek mantıklı açıklamam bu.

Yorgunum...Yorgunum çünkü kısıtlı imkanlarımla, çok fazla düşünüyorum. Aklıma bir şey geliyor ama ne olduğunu tam olarak anlamıyorum. Uyumam gerek ama dışarı çıkıp bir yere gitmek istyorum. Nereye gitmek istediğimi bilmiyorum ama gariptir, yürümeye başlarsam gitmek istediğim yeri kendi kendime bulacağımı hissediyorum. Yatağıma gidiyorum, üstümü çıkartıyorum ve hareketsiz bir şekilde bir süre oturuyorum. Üstüme tekrar bir şeyler giyiyorum ve anahtarı kaptığım gibi dışarı çıkıyorum. Şaşılacak derecede emin adımlarla yürüyorum. Bir an duruyorum ve tekrar eve doğru yürümeye başlıyorum. Kafama not düşüyorum...Kararsız kaldığın anlarda, şansını yazı turayla denemek en iyi çözümdür.

Emre Aydın - Dayan Yalnızlığım

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder