18 Mayıs 2010 Salı

Aman Be Ya

Heheyt koyver gitsin !!! Üniversite kariyerimin ilk yüzünü (100) almışım ben. Hem de finalden yüz (100) (bkz: notun değerini belirtme çabası) almışım. Öyle dandik quizlerden filan değil yani. Heheyt !!! Sempatikvariyim oğlum ben. Sen ne dersen de...Hâla sempatikvariyim, varisin, variyiz.

Germeyin oğlum beni, gerilince saçmalıyorum. Saçmalayınca da gülüyorum...Gülünce de çok çirkin oluyorum. Yani cidden çirkin. Öyle böyle değil...Zaten çirkinim, bir de üstüne çekilmez bir surata bürünüyorum. Sempatikvariliğim bile kurtarmıyor bu durumu. Güldürmeyin oğlum beni, gülünce geriliyorum. Gerilince de saçmalıyorum...Ahanda kısır döngü ! Kaç Oz kaç !

Ha bir de, özür dilemeyin benden...Özür dilediğinizde utanıyorum. "Ben ne yaptım da karşımdakini böyle mahçup ettim ?" diye soruyorum kendime. Gerçekten bana karşı bir hata yaptığınızı düşünüyorsanız da, aynı b.ku yemeye devam edin. İnsan bünyesi ne de olsa...Zaten bir süre sonra alışır. Telafi etmek istiyorsanız da, çaktırmadan telafi edin. Konuya öyle mahçup, hatalı olduğunuzu bana hissettirerek, özür dilemek istercesine girmeyin. Canlarım benim, ben affediyorum hepinizi...Tabii, yersen ! Hehehyt !!! Ne affedeceğim la ! Hele bir elime düşün...O zaman nasıl da eziyorum ben sizi ! Bildiğin gaddar oldum ya la ben !

O değilde, İstanbul deyince neden herkes üstüne alınıyor ? Tamam herkes demeyim şimdi...Sonra ben üstüme alınmıyorum diye gelenler de olur, hepten uğraşılmaz olur. Birçok kişi diye düzeltiyorum orayı ben. Dostum, dostlarım, sizinle alakalı değil o İstanbul özlememecesi. Telefonda, blogda, yolda, nerede İstanbul desem, özlemedim desem, bitmesin bu sene desem millet dudak büküyor. Tamam ya tamam...Ah çok özledim İstanbul'u, yarını bekleyemiyorum ! Biran önce son sınavıma da girsem de kurtulsam buralardan. İstanbul'a gitmek istiyorum ben ! Tutmayın beni ! Sınavım biter bitmez gideceğim İstanbul'a ! Heheyt be !.. Yönetmenim oldu mu? Bana biraz abartmışım gibi geldi sanki ama böyle iyi, coşkusu fazla diyorsanız kalsın olduğu gibi...

Buradan kendime söz veriyorum...Hayatımın en zevkli yaz tatilini, yaz okulu öncesinde ki üç haftaya sığdıracağım. Gezinmek, görüşmek, selamlaşmak, kahve içmek, sarılmak ve öpüşmek serbest. Yalnız ondan sonra "Ay benim niye haberim yoktu ?" demeyin. İstanbul'a gelirim, bir anlık gözükürüm sonra giderim. Dönerim, yine bir anlık görünürüm ve yine giderim. Sonra tekrar gelirim, hafiften gülümserim, giderim, daha da uzun süre dönmem. Yaz okulu var ne de olsa. Bana kırılma Christine...Her şey Erasmus için ! O değil de, Christine kim ola ki ?

Geriye tek bir finalim kalmışken, geleneksel final lanetlerime artık başlamak istiyorum. Efendim, bütün finali olan arkadaşlara, gözyaşı, sinir, sıkıntı, uykusuzluk ve bunların getirisinde bol FF'li notlar diliyorum. En az üç FF istiyorum ! Bakın yanlış anlaşılmasın...Üç FF istiyorum demedim, en az üç FF istiyorum dedim. One minute lan !!! Liderlerimizden alıntı yapma, valla ihbar ederim seni Oz !!!

Aman dikkat ! İğneyi kendine batırmak tehlikelidir. Kaç gündür yanlışlıkla kendime laf sokuyorum, acımaya başladı. Sempatikvariyim diye bana özenip, kendine iğne batıranlar var, gözümden kaçmıyor bak. Ne gerek canını yakmaya, fırlat iğneyi kafana göre bir yere...Hooop, başkalarına batırmaya devam.

Oz'un dediği gibi...Tamam "You Don't Care About Us" tamam...

Üstadın dediği gibi...Espriyle...

Mirkelam - Her Gece

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder