- Tabii o zamanlar öyle dışarıda el ele tutuşarak yürümek bile cesaret işiydi. Ama seviyorduk birbirimizi. Hiçkimseyi umursamıyorduk. Herkes bize garip gözlerle bakıyordu. Bazen yeri geliyordu, sokak ortasında hızlı bir öpücükle sevgimizi gösteriyorduk. Güzel yıllardı...Sevginin değerini biliyorduk çünkü kazanılması ve gösterilmesi çok zor bir şeydi. Bu yüzden, şimdikiler gibi yalan değildi. Sizlere acıyorum bazen. Onlarca sevgiliniz oluyor ama sevginin ne olduğunu gerçekten bilemiyorsunuz.
- Haklısın.
- Neyse...Asıl konuya gelelim. Neredeydin bunca zamandır ? Normalde bu kadar bekletmezdin beni. Yoksa bu yaşlıyı yatağa mahkum bırakıp kendi yolunu mu çizmeye karar verdin ?
- Unutmuştum...
- Desene, artık kendimizi hatırlatamayacak kadar yaşlandık.
- Hayır hayır...Sadece seni değil. Her şeyi unutmuştum. Yani, sanırım her şeyi...Emin olamadan tekrar hatırlamaya başladım.
- Tabii...Eminim öyle olmuştur. Aman canım, sonuçta yeniden buradasın. Seni tekrar görmek güzel.
- Dede...Şimdi beni iyi dinle. Sen benim bu aralar belki de tek dostumsun ve sana asla yalan söylemem. İnanması güç biliyorum ama dediklerimin hepsi doğru. Belki sen olmasaydın, bu unutkanlığım devam edecekti. Sayende, tekrar eski hâlime döndüm.
- Yattığım yerden sana nasıl yardım etmiş olabilirim ki ?
- Sanırım birbirimize verdiğimiz değer tek başına yeterli oldu. Bak, işin aslı şu...
Ve dedeme her şeyi anlatmaya başlıyorum. Bazen inanmakta güçlük çekiyor ve onunla dalga geçtiğimi sanıyor. Bana inanmasının tek nedeni ise, gözlerimde gördüğü samimiyet. Konuşmam bittikten sonra, bana inandığını söylüyor ama yine de tam olarak emin olamadığı yüz hatlarından belli oluyor. Dedeme sarılıyorum ve veda ediyorum. Bir insana bu kadar sıkıca ve özlemle sarılmayalı uzun zaman olmuş. Bu duyguyu kesinlikle özlemişim. Kafama not düşüyorum... Sarılmaktan çekinme. Her şey geçici...Tıpkı sarılmanın sıcaklığı gibi.
Telafi etmem gereken zaman, kaybettiğim günlerimden çok daha fazla. Muhtemelen, kısa sınavların bir çoğunu kaçırdım. Canan'la geçtiğimiz hafta görüşeceğimize dair karar vermiştik ve benden haber bekliyordu...Aptal ama aynı zamanda mutlu olduğum dönemde Can'la tekrar aramız düzeldi ama ben tam bir gerizekalı gibi tepki veriyordum. Asıl beni rahatsız eden şeyse, Ogün'ün gelmiş olması. Üstelik, sanki yıllardır dostmuşuz gibi sakin ve doğal davranmış olması...Kafasından ne tür düşünceler geçtiğini bilmiyorum ama bir şekilde öğrensem iyi olacak. İşte günün en popüler sorusu...Peki, bir insan hafızasını kaybettiği günlerde neler yaşadığını hatırlayabilir mi?
İşte tam olarak istediğim şey ! Elektriklerin kesilmesi...Tabii ki bir süre önce aptal ama mutlu olan benim, elektrik faturasının son ödeme tarihini hatırlamasını bekleyemezdim. Evden çıkıyorum ve faturayı yatırmaya gidiyorum. Ve tabii ki tekrardan her şeyi hatırlayan birisinin ne kadar şansı olabilirse, benim de o kadar kötü şansım oluyor. Harika ! Tekrar aklım yerine geliyor ve görüp tanıyabildiğim ilk insanlardan biri de, parasını vermeyi unuttuğum canım can düşmanım oluyor. Ne de olsa bugün cuma...Hangi cuma günü güzel olur ki zaten ?
The Moog - Joyclad Armies
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder