16 Mart 2010 Salı

Soğan mı Dedin Sen ?

Öğrenci, evinde yiyecek bir şey bulamaz da ondan yemek yapamaz; biz burda oturmuş bir sürü alternatif arasından seçim yapamadığımz için yemek yapamıyoruz. Bir sürü alternatif var dediysek, makarna, bulgur, çorba, patates, sosis, yumurta, biber, domates, soğan, tavuk, köfte, kola ve şuanda pek işimizi görmesede pudingle, patlatılmak üzere bekleyen mısır var. Bulaşıkları da yıkadım...Öyle mal mal oturuyoruz ama bildiğin açız ya ! Anne faktörü burada ortaya çıkıyormuş demekki...İnsanın anası yanında olmayınca, akşam yemekte ne yapacağını da bilemez oluyor.

O kadar sapıttık ki "Oğlum bak...Salçalı makarna yapalım. Üstüne de sosis parçacıkları koyalım. Yanına da çorba yaparız. Nasıl fikir ?" cümlesine gaza gelen ev arkadaşının "Salçalı makarna ! Üstüne sosis, domates, soğan ve biber ! Ne dersin !" tarzı çıkışmasına şahit oldum. Şaşkınlığımın yüzüme yansıması güzeldi ama. "Oğlum makarnaya biber koyma ya. Biber ne alaka ?.. Bir dakika ya...Soğan mı dedin sen ? Makarnada, soğan mı dedin sen ?" şeklindeki cümlem, uzun bir süre iki insanın birbirine boş boş bakmasına sebebiyet verdi. Hakkaten lan...Makarnaya, soğan mı dedi o ?

Makarna kararından sonra, üstüne bir de çorba kargaşası yaşamak nedir ya ? Çorba yapacağız ama hangisini ? Hayır, bir de gurme kesilmem yok mu benim...Bitiyorum o hâlime ya. "Şimdi...Makarnayı zaten salçalı yapacağız. O zaman domates çorbası yapmaya gerek yok. Ezogelin çorbasıda daha geçen içtik. O zaman mercimek çorbası yapalım." yorumuma kurban olurum ben (bkz: ahhhahahahah).

Laptopum yapılmış la ! Hem de format atmaya gerek kalmamış ! Bugün tüm teşekkürler size gelsin teknik servis çalışanları. Seviyorum sizi. Seviyorum ama yanlış anlamayın ha. Sadece çalışan-müşteri ilişkisi var aramızda. O zaman perşembe günü giderim İstanbul'a, kavuşurum laptopuma. Anam nasılda mutlu oldum öyle ya ! Heheyt !!!

İnsanın laptopu olmayınca televizyondaki dizilere sarıyor. Neyseki comedymax, mymax, foxlife, dizimax gibi kanallar bu ay açıktı. Ben de rahat ettim. Ayaküstü Friends dizisine kaptırdım kendimi. Laptopuma kavuştuğumda ilk işim bütün sezonlarını indirmek olsun o zaman. Ne tatlı dizidir o öyle ya. Eskiden, yakaladıkça izlerdim...Şimdiyse, kaçırmamak için tv bana haber versin diye diziyi işaretliyorum. Seviyorum seni Friends...Seviyorum seni tv...Seviyorum seni işaretleme seçeneği.

Bir Lanetli Salı gününüde, biraz hile yaparakta olsa atlatmış bulunmaktayım. Huzur...Çok güzelsin. Seni de seviyorum. Yalnız, asistan sözüm sana, bir daha benimle muhattap olursan çok pis cevap vereceğim ona göre. Yetti lan ! Bir kere aramızda uzun, boş ve gereksiz bir diyalog yaşandı diye her hafta benimle uğraşmak zorunda mısın sen be asistan !

Salı günü bittiğinde, sanki bütün hafta bitmiş gibi hissediyorum. Çarşamba günü büyü bir rahatlıkla okula gidiyorum. Perşembe günü iki saatçik daha takılıyorum ve üç günlük tatilime başlıyorum. Pazartesi günleriyse uyuyamıyorum...Bildiğin korkuyorum lan. Uyursam salı günü hemencecik gelir diye korkuyorum. Aman neyse...Bugün bunu düşünmeme gerek yok.

Jon Allen - Down By The River

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder