Sabahları uyku sersemiyimdir ben genellikle. Kolay kolay kendime gelemem...Huysuzluğumu üstümden çabuk atarım ama henüz kendime gelememişimdir. Yanılsamalarla geçer zamanım bir süre...Tanımadığım birilerini, tanıdığım birilerine benzetirim. Orada olmasının imkansız olduğunu bilsem bile, yine de o tanımadığım kişinin aslında tanıdığım o kişi olma ihtimalini düşünürüm. Tıpkı dün trende olduğu gibi...Camdaki yansımasına dakikalarca aralıksız bakıp kendime, o kişinin sen olmadığını inandırmaya çalışmam gibi..."Ya sensen ve beni tanımamışsan" diye düşünüp korkuya düşmem gibi...Oysa, senin o saatte, o trende olmanın imkansız bir şey olduğunu çok iyi biliyordum. Sadece kendimi inandırmak istemedim bir süre. O kişinin sen olma ihtimali güzel geldi bana. Muhtemelen yarın dolmuşta, yine tanımadığım başka birisini, tanıdığım başka birisine benzeteceğim. Afyonum patlayana kadar saçmalarım ben...Huyumdur.
Karanlık çökünce, sesler çınlar benim kulağımda. Onlarca farklı ses...Hepsini daha önce duymuşumdur ama çoğunun kime ait olduğunu hatırlamam. Bazılarını duymamak daha güzeldir. Kendimi kötü hissetmeme neden olurlar duyduklarımda. Bazılarını özlediğimi farkederim. Seslerinin biraz daha kulağımda yankılanması için elimden geleni yaparım. Bazıları siliktir...Ne dediklerini tam olarak anlamam ama net olarak duymayı isterim. Bazılarıysa tek bir cümleden ibarettir sadece...Ve bilirim ki, o cümleler uzun yıllar peşimi bırakmayacaktır.
Çok fazla kişi var...Hepsini aklımda tutabildiğime inanamıyorum. Mesela, iki hafta önce otobüste gördüğüm kişinin resmi hâla gözümün önünde. Ona bakıp, içimden sarfettiğim cümlelerde aklımda. Hatta, yıllar yıllar önce kuzenim ve amcasıyla beraber adalara giderken, vapurda gördüğüm kişide aklımda...Birkaç dakikalığına bile olsa gördüğüm kişileri hatırlayabiliyorken, zamanımı birlikte harcadığım insanları nasıl unutabilirim ki ? Gerçekten çok fazlalar...Hayal edebileceğimden daha fazla...Ve hergün yeni bir tanesi aklıma gelir oldu son zamanlarda. Çoğuna küfür edip, tekrar zihnimin arka sokaklarına yollamaya çalışıyorum. Bazen başarılı oluyorum, bazense küfür ettikçe daha bir üstüme gelir oluyor o kişiler.
Bazen yeni birisini tanımak, diğerlerine ihanet etmekmiş gibi geliyor bana. Bir işi yarım bırakıp yeni bir işe başlamak gibi...Henüz birisiyle paylaşabileceğim günlerim bitmemişken, yenisine geçmekte ne demektir ? En kötüsüde, yeni çocuğun ağzının için düşecek derecede gösterdiğim ilgidir. Oysa, diğeri de konuşmak istiyordur belki...Onun suçu nedir ki ? Eski olmak mı ? Zamanında yeterince yanımda olması mı ? Belki de öyledir...Özür dilemek isterim böyle zamanlarda. Durup dururken özür dilemek. Farkında olsun ya da olmasın, yeni çocuk yüzünden ona haksızlık ettiğim için özür dilemem gerekir diye düşünürüm. Dileyemediğim içinde kendimi kötü hissederim. Hem, belki ben diğerinden kopmak istememişimdir ki...Her şey kendiliğinden gelişmiştir belki.
Mesela kimse, sonbaharda dökülen yaprakların üstüne eski arkadaşlarından biriyle beraber basıp eğlenmeyi istemez. Aklına gelen ilk kişi, en güncel olan arkadaştır. Ama, diğeri daha eski arkadaşıdır. Adı üstünde zaten "eski arkadaş"...Onlarca şanssız arasından sıyrılan bir iki tane şanslıyı saymazsak, ortada somut bir şey olmamasna rağmen eski olan eskide kalmıştır nedense. Oysa ne yalanlar atılmıştır..."Hiç kopmayacağız, hayatım boyunca unutmayacağım seni..." gibi bir sürü zırva söylenmiştir. Yine de, yaprakların üstüne basmak yeni arkadaşlarla daha eğlenceli gelir.
En yakınımda olanlardan teker teker ayrıldım...Ya da onlar beni terk etti haberim olmadan. Bilmiyorum...Beni hangisi daha çok rahatlatır ?
Billy Talent - Fallen Leaves
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder