Sabah kahvaltılarını severim...Düşünmemi sağlıyorlar. Sofrada saatlerce oturup çayımı yudumlarken, aynı zamanda da düşünüyorum. Bu sabah düşündüm...Düşündüm...Düşüdüm...Ve bugün için daha fazla düşünmemeye karar verdim. Kahvaltı esnasındaki akıl oyunları tüm gün için yeterliydi.
Düşünmeyi bıraktığım an bambaşka birisi oluyorum. Kafama taktığım çoğu şey, artık uykumu getirmeye başlıyor. Kendimi tek bir şeye hazırlıyorum...Akşama. Düşünmeyi bıraktığım günlerin akşamı genelde güzel olur. Önceden planladığım bir şey değil...Şans eseri olsa gerek, ne zaman kafamı yormamaya karar versem, akşamında kafamı iyice dağıtacak bir şeyler ortaya çıkıyor. Tıpkı bu akşam olacağı gibi.
Mesela dört kişinin oturduğu bir masada, konuşulan konunun "uyum çerçevesi" içerisinde olmayan tek kişi olursam farklı hissederim kendimi. Farklılık güzel değildir...En azından her zaman güzel değildir. Yani, herkes hayatında bir değişiklik yapmış ya da yapmayı planlarken, benim bunları sadece dinliyor olmam garip gelir. Tabi, eninde sonunda gözler bana çevrilir...Bir şeyler söylemem gereklidir ve söylerim. Üç yaşındaki erkek çocuğun, amcasına pipisini gösterdiği anda ya da ergen bir delikanlının milli olmak üzereyken aldığı tepkilerin aynısını alırım..."Vaaay koçum benim ! Helal olsun lan ! Hadi bakalım inşallah olur." gibi...
Bir süre sonra kendimden sıkılırım...Her ay farklı bir kız ismi sarfettiğimi anlarım. Hiçbir şeyde dikiş tutturamamak...Ne kötüdür. Oysa ben gerekeni yapmışımdır. İnsanlar benden "Manitan var mı lan ?" sorusuna cevap isterler, ben de "Yok ama uğraşıyoruz işte." derim. "Ooooo...Hangi kız lan ? Güzel mi ? Nerden tanıyorsun ?" gibi soruları cevaplamaktan gına gelir artık ama olsun. Benim daha çok canımı sıkan şey "Manitan var mı lan ?"sorusuna, sadece "Yok." diyememektir. Son...Artık bir süre bu sonuncusuyla idare edeceğim. Aslında olay sadece bu konuyla sınırlı değil ama kabul edelim...İnsanlar en fazla, başkasının manitası var mıdırı merak ederler.
En fazla merak ettiğim şeyse "How I Met Your Mother" ortamıdır. Hayalimdeki "How I Met Your Mother" ortamıysa, gerçeğinden uzaktadır. Yani, ortam içerisindeki birkaç ismi değiştirsek hiç fena olmaz. Ya da ben kendimi değiştirsem ? Belki deneyebilirim ama söz vermeyeyim.
Yazımı bitirirken belirtmek isterim ki, şu an ki hâlim beni çok korkutuyor...İki çeşit pasta dilimi ve yanında sütlü çikolatalarımla, sevgililerinden ayrılmış depresif mod kızlara benziyorum. Her ne kadar pastayı hayvan gibi yesemde, yüzümdeki emovari ifade dikkatimden kaçmıyor değil. Bu arada, beyaz çikolatalı muzlu pastanın tadı harika oluyormuş.
Travis - Happy To Hang Around
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder