3 Mart 2010 Çarşamba

Aptal Ol!

Matematik dersindeydim...En arkanın bir önünde oturuyordum. Ders başladı. Her şey aynıydı...Hoca soruyu çözüyor ve cevabını yanlış bulup, bize "Aslında cevap doğru. Ben bunu şimdi biraz daha çevirsem, oynasam o sonucu bulurum ama bu da doğru cevabın farklı versiyonu." diyordu. Kapı çaldı, içeri birisi girdi...Açılan kapıdan, aklımın gizlice kaçtığı anda o zamandı. Dersi unutuvermiştim...Benim için bugünlük bu kadar matematik dersi yeterliydi.

Keşke daha az aptal olsaydı dedim içimden. Sonra biraz duraksadım ve cümlemi tamamladım. Keşke daha az aptal olsaydı...Ya da, keşke ben biraz daha aptal olabilseydim. Üç sıra önümde oturmuş olan kişinin saçlarına bakıyordum sadece. Şimdiki hâlimden daha aptal olmayı istiyordum. Hiçbir şeyi iyice kurcalamayacak, düşünmeyecek kadar aptal olmayı. Hayattan sonuna kadar kopup, hayatın akışına kendimi öylece bırakabilecek kadar aptal...Mesela, keşke bu kadar fazla film izleyen biri olmasaydım dedim. Ardından, keşke bu kadar fazla şarkı bilmeseydim...Amerikan dizilerinde ki saçma sapan duygusal anlara şahit olup özenmeseydim keşke...Keşke, okuduğum kitaplardan kendime pay çıkarmasaydım...Hatta hiç okumasaydım...Baktığım kahverengi saçlar, bunları istememi sağlayacak kadar güçlüydü o anda.

Gerçekten istedim...Hadi dedim içimden. "Aptal ol ! Şimdikinden daha fazla ! Herkesin tanıdığı en aptal çocuk ol ! Bugüne kadar olduğun kişi sana ne sağladı ki ? Ne işine yaradı ? Kim seni anladı ? Zaten yeterince aptal gözüyle bakmıyorlar mı en güvendiklerin ? Seni daha az tanıyan kişilerden bile daha çok kırmıyorlar mı seni ? Hem, hâla neden düşünüyorsun ki ! At hepsini kafandan ! Hemen şimdi...At hepsini kafandan !"...Baktığım kahverengi saçlar, bunları söylememi sağlayacak kadar güçlüydü o anda.

Kimse farketmesin diye surat ifademi değiştirmeden, içimden, gizlice yalvarıyordum..."Aptal olmamı sağla. Lütfen aptal olmamı sağla ! Senden hiçbir şey istemedim. Şimdi, beni sadece aptal birisi yap ! Yapabildiğinin en aptalı ! En azından bana aptal dediklerinde, doğruyu söylemiş olsunlar. Bırak, en azından bir süreliğine daha da aptal olayım."...Baktığım kahverengi saçlar, onun gibi olmayı kabul edecek kadar güçlüydü o anda.

Bir an için, Regina Spektor'ın Hero şarkısının bir kısmını mırıldanmaya başladım sessizce. Onlarca kez "I'm the hero of the story, don't need to be saved." dedim. Her tekrarlayışımda biraz daha çöküyordum sanki. En dibe battığımı hissettiğimdeyse "It's alright, it's alright, it's alright." diyerek kendimi rahatlatmaya çalışıyordum amaçsızca. Gözümü tek bir yere dikmiş ve şarkı söylüyordum. Önce kendime eziyet ediyor ardından da rahatlatıyordum. Tıpkı kuzenimle oynadığım gibi...Ankara'da kaldığım dönemde ve kuzenim henüz 4 yaşındayken, evde yalnız kaldığımızda önce acımasızca onu ağlatır ardından da sevgi gösterilerinde bulunur ve ona sarılırdım. Beni çok severdi...Bu yüzden ne kadar ağlatırsam ağlatayım, ona sarılmak istediğimde yanıma gelir ve beni öpüp sarılırdı. Tıpkı, kendime eziyet edip, sonrasında rahatlattığım gibi...Kendime ne kadar "I'm the hero of the story, don't need to be saved." deyip hislerimin teker teker eridiğini hissetirsemde, her "It's alright." cümlesi tekrarlandığında kendimi tekrar affediyordum.

Hoca "Çıkarın kağıtları. Quiz yapacağım." dedi. Hababm Sınıfında'ki replikler gibiydi. Kendimi o filmin bir kahramanıymış gibi hissettim bir an. Soru 1 dedi...İntegral dx bölü 7x kare eksi 8 eşittir soru işareti. Soru 2...İntegral x kare çarpı lnx çarpı dx eşittir soru işareti. Soru 3...Hatırlamıyorum.

"Yarım saat süreniz var. Buçukta toplayacağım kağıtları." dedi hoca. İlk soruyu yaptım. İkinci soruyla biraz uğraştım. Aslında biraz daha zorlasam yapabileceğimi biliyordum. Yapmak istemedim. Tek istediğim düşünmekti. Kafamı sıraya yasladım. Her kafamı kaldırışımda hocayla göz göze geliyordum. Sanki, benden bir şeyler bekliyormuşçasına bakıyordu bana. Ona tek verebileceğimin tam olarak yapılmış ve yarım yamalak uğraşılmış iki soru olduğunu bilmiyordu. Benden daha fazlasını beklediğine eminim. İkinci sorunun biraz daha üstüne gitmeye karar verdim. Ardından da üçüncü soruyu yapar ve biran önce evime gidebilirdim. Kafamı tekrar kaldırdım...Soruyla tam uğraşmak için gereken gücü kendimden bulmuşken, kahverengi saçların sahibinin kağıdını verip sınıftan çıktığını gördüm. Bitmişti...Artık quiz hiçbir şekilde umrumda değildi. Kağıdı bıraktım ve kafamı tekrar sıraya yasladım. Baktığım kahverengi saçlar, tüm gücümü benden alacak kadar güçlüydü o anda.

Böyle olmamak ve daha aptal birisi olmak için, kahverengi saçları araç olarak mı kullanıyordum bilmiyorum. Belki de sadece bir semboldü o saçlar. Emin değilim...Tek bildiğim, ders boyunca o kahverengi saçlara bakıp, değişmek istediğimdi.

Dün, uzun zamandır tanıdığım kahverengi saçlı birisi vardı sınıfta. Kayıtlara geçsin isterim...Baktığım kahverengi saçlar, her şeyi bir kenara bırakmamı sağlayacak kadar güçlüydü o anda.

Regina Spektor - Hero

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder