17 Nisan 2012 Salı

Buralar Eskiden Hep Kuzendi

Sanırım insanlarla yarışabileceğim tek konu, sahip olduğum kuzenlerimin sayısından başka hiçbir şey değil. Benim tam yirmi tane kuzenim var. Uzaktan olanları saymıyorum bile...

Geriye kalan konulardaysa...Kendime güvenmeyi pek seven bir insan olamadım hiç. Zaten, bu yüzden tercihleri hep karşımdakilere bırakmaşımdır ben.

Evet, kuzenler diyorduk. Yirmi tane kuzenim olsa bile, aralarından sadece beş tanesiyle iletişim içerisinde olabiliyorum. Bunlardan iki tanesi, hayatımda neredeyse yok denebilecek kadar az yer kaplıyor. Bir tanesi, her geçen benden uzaklaşmaya devam ediyor. Diğeriyse henüz on yaşında ve şimdiden, büyüyünce 'emekli' olmaya karar vermiş durumda. Geriye kalan tek kuzeniminse doğar doğmaz yaptığı ilk iş, ismimi çalmak olmuş. İsmimi çalmasıyla, ruh ikizi olmamızın fitili ateşlenmiş ve düşününce...Ruh ikimizin bir erkek olması, canımı bazen çok sıkıyor.

Özellikle son iki yılımın çok iyi geçtiği söylenemez. İki yıldır, her gün beslediğim bir huzursuzluğa sahibim. Bir yere giderken, onu da yanımda götürüyorum. En güzel kıyafetleri onun için alıyorum. Benim gibi, o da brokoliden nefret ediyor. Aslına bakarsanız, yemek zevklerimiz hemen hemen aynı. İlişkimiz daha ne kadar uzayacak bilmiyorum ama ortak yanlarımız çok olsa bile, biraz da olsa huzursuzluğumdan bıkmış durumdayım.

Yine de her gün gülmeye devam ediyorum. Mutlu olduğum zamanlar elbet oluyor. Çok da içler acısı bir hâlde olduğum söylenemez... çünkü kısa süreli de olsa, mutlu olmanızı sağlayacak birileri hep var.

Bahsettiğim beş kuzenimden, hayatımda neredeyse hiç yer kaplamayan iki tanesinden biri, hiç beklemediğim anda bana mesaj attı dün. İlk tepkim "Doğum günüm çok mu erken geldi lan acaba?" şeklinde oldu. Mesajı okduğum zamansa, cevap atmam için epeyce zaman geçmesi gerekti. Mutluydum, istemsizce gülüyordum ve bu anı doyasıya yaşamak istedim.

Aslında mesaj o kadar basitti ki...Geçtiğimiz yaz, beraber kayıt yaptığımız bir şarkı vardı ve kuzenim aylar sonra o kaydımızı dinleyip, bana mesaj atmıştı. Beni özlediğini ve müziği asla bırakmamamı çünkü beni çok iyi yansıttığını söylüyordu. Birilerinin beni özlemesi ve bana, benden daha çok inanıyor olması garipti... ve itiraf etmem gerekirse, yaptığımız o kayıt, gelmiş geçmiş en rezil kayıtlardan biri olabilir.

Mesajına karşılık verdikten sonra, bana yolladığı ikinci mesajsa daha güzeldi. Tek bir kelimeydi ve kesinlikle daha güzeldi. 'Nasılsın?'... Klasik bir şekilde, 'Bıraktığın gibiyim, okulla uğraşmaya devam ediyorum işte' demiş olsam da, birilerinin bu soruyu sormuş olması güzeldi. Sanırım dün, benim için mutlu bir gündü. Huzursuzluğum, ben ve mutluluğum oturduk ve hoşça vakit geçirdik.

Diyeceğim o ki, belki de hayatı gözümüzde çok büyütüyoruz...

Ingrid Michaelson - Die Alone

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder