8 Nisan 2012 Pazar

Gravity Always Wins

"Ben normalde böyle uzadı uzadıya konuşmuyorum aslında. Yani, sana konuşuyorum böyle."

"Konuş tabii, ne olacak...Konuşmak güzel şeydir."

"Ya, sen bir de dinliyorsun filan...Dinliyorsun yani, şikayet de etmiyorsun. Ben de durduramıyorum kendimi. Sana konuşmak güzel oluyor."

"Dinlerim tabii...Sonuçta konuşmak istiyorsan, dinleyecek birileri muhakkak vardır."

"Ama sen soru da soruyorsun. Yani, ilgili bir şekilde dinliyorsun."

"Bir şey diyeceğim. Bana aşık olmuşçasına konuşup, beni korkutmaya devam edersen, dinlemeyi bırakma konusunu ciddi ciddi düşüneceğim. Artık konuşmana devam etsen?"

"Tamam lan tamam. Ne diyorduk?"

"Halk oyunları kursuna gittin...Sonra iki tane kız, kursun hangi salonda olduğunu sordu..."

"Bak, dinliyormuş gibi de yapmıyorsun işte. Gerçekten takip ediyorsun."

"Anladık lan, tamam!"

"Sana da iyi bir şey denmiyor lan!"

"Bak, bence kahvelerimizi bana kaldıralım ve bu konuyu artık kapatalım...Eee? Kızlar güzel miydi bare lan?"

Aramızda geçen bu konuşmadan bahsettiğim insan, tam olarak iki saat boyunca konuştu ve ben o kişiyi özel bir çaba göstermeden dinledim. Susmasını tercih ettiğim zamanlar oldu, evet. Yine de, konuşmayı sevdiğini bildiğim için, kendisine sürekli sorular sormaya devam ettim. Hatta bazen sorularım o kadar sıklaştıki, arada cevapsız kalanları bile oldu.

Dinliyorum. Dinliyorum çünkü, konuşmaya uzun zaman önce çekinmiştim ben. Sonra yeniden, yavaş yavaş konuşmaya başladım ama dinleme alışkanlığım içimde çoktan yer edinmişti bile. Bu yüzden, yine istemsizce, insanları ikiye bile ayırdım. Konuştuklarım ve dinlediklerim.

Dinlediğim insanlara karşı konuşmayı hiç istemedim. Çünkü onlar konuşuyordu. Yani, aramızdaki ilişki böyle gelişmişti. Ben dinleyen taraftım ve konuşmaya başlarsam, dengeleri altüst edebilirdim.

Konuştuğum insanlarsa zaten çok fazla değil. Konuştuğum zaman, beni dinleyen insanlarsa bir elin parmağını geçmiyor. Olsun, bu konuda henüz çaylak olduğumu düşünürsek, bu sayının ileride artacağını umut edebilirim.

"Oz senin ben a.ına koyayım, oturdum kaldım senin yüzünden buraya."

"Allah allah ya! Daha biraz önce evlenme teklif etmenden korkuyordum, şimdi böyle mi olduk!"

"Yapmam gereken bir sürü iş vardı benim ya."

"S.ktirip gitseydin o zaman lan, banane!"

Evet, bahsetmiş olduğum iki saatlik konuşmanın final diyaloğu da böyleydi.

Smith&Burrows - Wonderful Life

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder