Suratında iğrenç bir sırıtış var.
- Abi...Ben...Gelecektim ama...Uygun bir zaman...
- Yorma kendini yavrum. Eee...Eve davet etmeyecek misin ? Bak çok kırarsın bizi.
- Olur mu öyle şey abi...Tabi geçin buyrun. Bir isteğiniz var mı ?
- Borcunu ödemen dışında mı ? Valla şimdilik yok. Sen bir otur hele. Bir isteğimiz olursa söyleriz elbet.
- Abi parayı buldum ben. Ama henüz yatmadı. En kısa zamanda...
- Kes lan şerefsiz ! Kaç aydır aynı laflar aynı numaralar. Paramı ver...Şimdi !
- Abi yemin ediyorum ki birkaç güne ödeyecektim. Bugün hiç param yok. Ama çok yakında babam yollayacak para. Yemin ederim abi.
- Başlatma babandan lan ! Parayı bugün veremeyeceksen birkaç saat daha misafir olmamız seni rahatsız etmez değil mi ? Hem biraz oyun oynarız.
- Oyun derken abi ?
- Ya benim çocuklar kaç zamandır elleri boşta dolanıyorlar. Biraz seninle oynayacaklar izin verirsen. İzin vermezsen oyun olmaz çünkü. Direk olarak adam dövmeye girer. Anlatabiliyor muyum ? Hem oyun olursa iki tarafta eğlenir.
- Abi saat ikide sınavım var. Girmem lazım yoksa geçemem o dersi.
- Ne diyor lan bu ? Sınav mınav. Koydurtma sınavına. Çocuklar ne zaman sıkılırsa o zaman bitiririz oyunu işte. Dua ette sınavdan önce sıkılsınlar. Hoş, pek bir hevesli geldiler oyun oynayacaklarını duyunca. Kolay kolay sıkılacaklarını sanmam ama hile yapmazsan, zorluk çıkarmazsan onlarda oyunu hemen kazanırlar ve bitirirler.
- Abi n'olur...İki gün daha verin bana. Allah belamı versin ödeyeceğim.
- Allah belanı verdi oğlum zaten. Benim yapabileceğim birşey yok. Bela bekledi bekledi sonunda bugün patladı. Ne yaparsın...Hayat işte.
Aslında bu tarz laflara alışığım. Bu yüzden fazla etkilendiğim söylenemez ama birazdan yiyeceğim dayaktan korkmamak elde değil.
- Ha bu arada...Geçen gün ne de güzel ceylanlar gibi seke seke kaçıyordun lan. Valla izlemekten peşine düşemedim. Çok hoşuma gitti. Millete rezil olman yetti o gün bana. Acıdım aslında lan orda sana. Ama bugün...Hiç acımak istemiyor canım sana.
Oymuş...Özge'yle vedalaştıktan sonra gözlerini bana dikip üstüme yürüyen adam oymuş. Yüzü zaten tanıdık gelmişti. Madem dayak yiyeceğim bunu biran önce bitirmeleri için onları daha da fazla sinirlendirmeliyim.
- Ne yapayım abi...Öküz gibi üstüme geliyordun. Gerçi senin de başka tercih hakkın yok tabi. İnsan öyle yaratılınca başka türlü yürüyemiyor.
- Dalga mı geçiyorsun lan sen benimle ?!
- Oha ! Nasıl anladın abi ? Öküz gibi bir bedenin altında meğersem kıvrak zekalı bir insan varmış. Çok şaşırdım valla.
- Ulan ben seni !..
İki saat...İki gün gibi gelen iki saat. Hiç durmadan tekmelediler. Birisi yorulduğunda diğeri devam ediyordu. Bazen iki kişi beni tutup diğerinin beni yumruklamasını izliyordu. Bense o süre içerisinde sınavı ve babamı düşündüm. Her yerim kan içinde. Suratıma atılan tekmeden sonra bitirici cümle geldi...
- İki günün var. Yedi binimi getireceksin. Getirmezsen bu sefer seni kapından alır ve kendi mekanımda ağırlarım. Anladın mı ? Anladın mı lan !
Konuşmakta zorlanıyorum.
- Evet...
- Aferin. Hadi sınavda başarılar zeki çocuk.
Saat on iki...Yani evden çıkmak için bir buçuk saatim var. Hastaneye gitmek istemiyorum. Oldum olası nefret etmişimdir hastanelerden. Kanayan yerlerimi adeta yamalıyorum. Ardından telefona yöneliyorum. İki kere numarayı henüz çevirmemişken kapatıyorum telefonu. Üçüncüsündeyse konuşmaya hazırım. Telefon çalıyor ve sonunda birisi açıyor.
- Alo ?
- Baba...
Manga - Her Aşk Ölümü Tadacak
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder