Kızılay güzeldir...Özellikle Sakarya Caddesi çok saçma bir şekilde ikiye ayrılmıştır. Caddenin üst tarafı balıkçılarla dolup taşarken, alt tarafı meyhaneler ve publarla doludur. Konur Sokak'sa farklıdır. Olgunlar Çarşısı ise apayrıdır...İstediğiniz bütün kitapları bulabilirsiniz. Yani, makul olan bütün kitapları.
Tunalı Hilmi efsanedir. D&R'a uğramak gerekir. Gereksiz bir şekilde beş kattan oluşmaktadır. Her katta ayrı bir eğlence vardır. Bedava playstation oynayabilir ya da özel sinema odasında film izleyebilirsiniz. En üst katta bulunan Gloria Jeans öğrenci milleti için makul değildir. En ucuz içecek ya da yiyecek 6 TL'den başlıyordu sanırsam. Önermem. Ancak alt katta ucuz ve kaliteli film bulabilirsiniz. Çalışanları ayrı bir sempatiktir. Ayrıca Kuğulu Park gerçekten özeldir. Küçük göletteki kuğuları izleyebilir, onlarca kuşa yem atabilirsiniz.
Saçma sapan sokak veya cadde isimleri sizi güldürebilir. Arjantin Caddesi, Tunus Caddesi gibi ülke isimleri verilmiş olan caddelerle karşılaşabilirsiniz. "Nerdesin ?" sorusuna "Arjantin'deyim." cevabını aldığınızda, klasikleşmiş olan ve herkesin en az bir kere kesinlikle yaptığı espriyi yapmak zorunda hissedersiniz kendinizi..."Oha ! Çok uzak lan orası. Ne ara gittin ?"
İnsanları iyidir, güzeldir, hoştur. En azından İstanbul'a göre kesinlikle öyledir. Daha sıcak bir ortam vardır orada. Kendinize kolayca, konuşabileceğiniz birilerini bulabilirsiniz. Sanki herkes muhabbete aç bir şekilde beklemektedir.
Ankara'nın kışını ya da ayazını bir kez bile olsa yaşamak gerekir. İliklerinize kadar donarken ve titrediğinizi ciddi anlamda hissederken, havayı solumak ayrı bir güzeldir. Sigara içmek içinizi ısıtmaz...Boşuna denemeyin.
Trafiği o kadar saçmadır ki...Çift yönlü yol bulmak nerdeyse imkânsızdır. Bu yüzden alışmak oldukça zaman alır. Ara yolları, gidebileceğiniz en kısa yolu düşünmeye başlarsınız. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bir de bakarsınız ki, Ankara yollarının kurdu olmuşsunuzdur.
Ankara ağzı ilginçtir...Özellikle "la, bebe, gardeş" kelimeleri kalıplaşmıştır. Alışamam diye korkmak yersizdir çünkü birkaç gün sonra söylemeye başlarsınız. Çok hoşunuza gitmeye başlar. Söylemekten kendinizi alıkoyamazsınız. Ankara'dan uzaklaştıktan bir süre sonra bile dilinizden düşmez o kelimeler.
Eylemlerin ardı arkası kesilmez. Aklınıza gelebilecek herbir neden için kesinlikle bir proteso ya da eylem yapılır. Hem de gayet ciddi bir şekilde. Kameralar orada bitiverir. Arada kaynayabilirsiniz. Dikkat etmek gerekir.
Hacıyolu'nu çıkmak gereklidir. Ankara'nın en yorucu yokuşlarından biridir. Arabayla bile zor çıkılan o yokuşu, bir de yürüyerek çıkmayı denemek lazımdır. O yokuşu çıktığınızda kendinizi dünyanın tepesinde hissedebilir ve garip duygulara kapılabilirsiniz.
Kar yağışı...Harikadır. Kuru bir havaya sahip olduğu için, kar hemen tutmaya başlar. Üstünüze yağan her bir kar tanesi, farklı bir hisse kapılmanızı sağlar. Dışarı çıkıp yürümek çok tatlı gelir. Diğer şehirlerden çok daha farklıdır bu yönüyle.
Ankara güzeldir...Gidin...Gidin ! Hadi !
Manga - Hayat Bu İşte
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder