Jeoid konusunda verilen deniz seviyesindeki arzın kapalı eş potansiyel yüzeyi bağıntısından...O kelime neydi ? Devamında gelmesi gereken...Önümdeki kolunu biraz çekebilirse bakabilirim. Bir süre bekledim ve sonunda istediğim kelimeyi aldım. Artık devam edebilirim.
Eş potansiel yüzeyi bağıntısından gravite değeri elde edilir. Bu bağıntıda q=r.cosx olduğu düşünüldüğünde...Gravite değerinin enleme bağlı olduğu söylenebilir. Bu...Gravite ile enlemin ilişkili olduğu kuramsal olarak denklemde ifade edilebilir. Serideki potansiyel açılımda ikinci terimler alınarak...Gravite ve enlem arasındaki ilişkiden arz şeklinin steroid veya yaklaşık olarak aynı dereceden bir elipsoid olduğu açıktır.
Abartıyormuşum gibi geliyor değil mi ? Keşke abartıyor olsam ama hayır. Tamamen gerçek...Aynı kelimeyi defalarca kez unutuyorum ve bu yüzden sadece tek bir kelime için önümdekinden kopya çekmeye çalıştım. Uzun bir süre denedim ve sonunda ihtiyacım olan kelimeyi, cümlenin içinden çıkartıp kendi kağıdıma yazabildim. Bununla da kalmadı...Kelimeyi bulmama rağmen sürekli olarak unuttum ve ilk olarak yazığım yere tekrar tekrar bakmak zorunda kaldım. Tek bir lanet "gravite" kelimesi için, sınav salonundan dışarı çıkartılmayı göze aldım. Ağlamak istiyorum...Ama sinirden.
Kendime o kadar fazla kızgınım ki...Nedenini bilmiyorum ama şuan kendimi öldürmek istiyorum. Başımdan geçen tüm şeyler için kendimi suçluyorum. Uzun zamandır böyle hissetmemiştim. Eve koşar adım gidiyorum. Yapmam gereken şey, aynanın karşısına geçip kendime bağırmak. Yoksa bu durumu kolay kolay atlatamıyorum.
Başıma ilk kez böyle birşey geldi. Unuttuğm bir kelimeyi sonunda hatırladım ya da kopya çekerek buldum ama birkaç saniye sonunda tekrar unuttum...Ardından tekrar ve tekrar. Aynı kelimeye geldiğimde sürekli takıldım ve ne yazdığıma bakmak için başa döndüm. Bu durum beni deli etti. Bu yüzden bu kadar fazla nefret ediyorum kendimden şuan. Kendimi oldukça aciz hissediyorum. Aciz ve acınası...
Aynaya baktığım zamanlar duygusallaşıyorum. Babamı özlediğimi fark ediyorum ki bu normalde imkansız birşey. Aile olduğumuz zamanları özlüyorum vesaire vesaire...Her özlediğim şeyin neden yok olup gittiğini düşündüğümdeyse suçu hep kendime atıyorum. Bir sınavın, bir sorunun hatta bir kelimenin bana bütün bunları yaşattığına inanamıyorum. Korkmaya başlıyorum. Ya bu durum sürekli hâle gelirse ? Kafama not düşüyorum...Biran önce kendine gel !
Bütün gece düşündüm. Unutkanlığın çok ötesinde şeyler kafamı kemirdi. En çoksa ailem...Yanlarından taşınıp başka bir evde kalmaya başlayalı altı sene olmuştu. On beş yaşımdan beri en kısa zamanda defolup gideceğimi söylerdim anneme. Annem ağlardı...Babamsa küfür eder, arada birkaç kez vurmaktan çekinmezdi. On sekizime geldiğimde ilk işim basıp gitmek olmuştu o evden. Daha sonra o eve bir kez bile uğramadım. İlk zamanlar annem sıklıkla uğrardı. Son geldiğinde, kavga ettik. Sürekli geldiğini, artık gelmemesi gerektiğini söylemiştim. Babamsa bugüne kadar evime sadece dört kez gelmişti. Altı senede sadece dört kez gördüm babamı. İlk seneler telefonla bol bol konuşurduk. Hem annemle hem de babamla. Her geçen yıl bu konuşmalarda azaldı.
Babam istemiyor olmama rağmen bana her ay para yollardı. Ayrıca çalışıyordum. Aslında çalışmak denemez...Bana ait bir internet kafem var. Bana ve bir arkadaşıma ait...Babam bana gerçekten fazla para yollardı. Biriktirmiştim ve iki sene sonunda ortak bir internet kafe açabilecek kadar sermayem olmuştu. Tabi sadece biriktirmekle olmadı. Bu sırada iki farklı kişiden borç aldım. Bu hikayeyi kısmen biliyorsunuz. Ödemek istesem ödeyebilirdim aslında ama canım ödemek istemedim. Çok hırpalandım ama sonunda kaçıp ortalıktan yok olmayı başardım. Herneyse...Sonuç olarak artık bir internet kafemiz vardı. O andan itibaren babamın parasını hiç kullanmamaya başladım. Kendi kendimi idare etmeye başlamak istiyordum. Kafeden gelen parada buna yetiyordu. Elime geçen parayla belki de çok iyi bir hayatım olamazdı ama benim de zaten öyle bir isteğim yoktu. O günden sonra babam beni her aradığında artık parasını istemediğimi söylerdim ama babam yollamaya devam ederdi. Son altı aydırsa babamın yolladığı tüm parayı etrafa dağıtıyordum.
Aptal rüyalarımı düşünmek istemiyorum. Çünkü gerçekten her biri birbirinden aptaldı. Çoğu, insanın gördüğü rüyalardan farksız...Yani saçma, gereksiz, aptalca. Bazıları, dünün etkisinde kalarak gördüğüm rüyalar ama yinede anlatmaya gerek yok. Kendimi yeterince acınası hissediyorum. Bir de rüyalarımı tekrar düşünerek kendimi salak gibi hissetmek istemiyorum. Tek istediğim kahve yapmak ve saat ikide başlayacak olan vizeye girmek. Bugün ki vizeden umutluyum. İki senedir geçemediğim bir ders ve hâliyle artık ister istemez birşeyler öğrendim. Bu sene geçeceğimden eminim. Zaten okulu bu sene bitirmek istiyorsam, herhangi bir dersten geçmeme gibi bir lüksüm yok.
Kapı çalıyor...Bu aralar kapının sessiz kalma gibi bir isteği yok sanırım. Ne kadar çok misafirim varmış benim de haberim yokmuş meğersem ! Kapıyı açıyorum. Açarken oldukça rahatım. Olmamam gerekirmiş...Verebildiğim tek tepkiyi de karşımdakinin duyabileceği şekilde dışarıya yansıtıyorum.
- Hassiktir !
Billy Talent - Surrender (Acoustic)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder