Dokuz gün olmuş geleli. Altı gün yaşamışım İstanbul'u...Nelerin değiştiğine bakmışım bir süre. Beş günse acıyı yaşamışım. Hayaller kurmuşum...Mutlu hayallerin beni derinden bir üzüntüyle sarmalamasına izin vermişim. Çünkü o hayal çok güzel...Mutluluk dolu. İçinde kavuşma var. Ama ben, o kavuşanlardan biri değilim. Ne yazık...
Bu sefer koydu gitmek...Yapılan hiçbirşeyin zevk vermemesi koydu. Kafamdan geçenlerin bu kadar güzel olması koydu. Herşe koydu işte...Kalıp çözüm üretmeyi istedim. Çözümsüz problemleri çözmek istedim.
Limit sonsuza giderken...Belirsizdir. Yine de bir şekilde çözeriz. Matematik, belirsizliği bile açıklığa kavuşturabildiğin bir dünyadır. Bu yüzden gerçek hayatla hiçbir ilgisi yoktur. Matematik kadar kolay değildir hayat. Daha doğrusu değilmiş...
Bir sandalyeye oturup saatlerce kalmayı istemek...Sarhoş olmayı bu kadar içten istemek...Belki bir sigara yakıp amaçsızca içmek...Hafızanda kalmış olan birkaç tane anıyı hatırlamaya çalışmak...Sonra hepsini bu kadar mı diye düşünmek...Bazı şeylerden vazgeçmek...Daha faklı düşünmeye başlamak...Düşündüklerinin çoğunu yine de yapmaya yada söylemeye cesaret edememek...Kötüdür...Hepsi kötüdür.
Kimsenin seni anlamaması...Kimseden anlayış bekleyememen...Kendini ifade edememen...Bariz yapmacık olduğu belli olan gülüşlerin...Suratının asılmasına izin vermemen...Ne yapacağını bilememen...Sana bırakılanlar...Senin bırakamadıkların...Kendini yalnız hissetmen...Üşüdüğünü farketmen...Terleyene kadar kalın giyinsenden hâla üşümen...Üzücüdür...Oldukça üzücüdür.
Bu sefer cidden koydu gitmek. Sadece benim gitmem değil...Genel olarak gidenler. İçime oturdu bu sefer herşey. Tek giden ben değilim bu sefer. Demek ki bugün ben, yalnız değilim.
Fikret Kızılok - Gönül
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder