19 Kasım 2009 Perşembe

Sekizinci Baskı

Telefonda konuşmakta oldukça zorlanıyorum. Altı yıl...Altı yıl sonra ilk kez eski evimi arıyorum. Babamın sesini duymak nedense içimi rahatlatıyor. Boktan geçen bir sınavın işi buralara kadar getireceği aklımın ucundan bile geçmezdi. Uzun bir süre sessizlik oluyor ve sonunda babam konuşmaya başlıyor. Sesinde kızgınlık, burukluk ve birazda şaşkınlık var.

- Niye aradın lan ? Yollayacağız işte paranı. Bir aksilik oldu ondan yollayamadım. Merak etme yarın hesabında olacak o para.

- Baba...Yanlış anladın beni. Para için aramadım. Sadece nasıl olduğunuzu merak ettim.

- Hadi lan ordan. Altı sene sonra, bugün mü merak etmek aklına geldi bizi ?

- Gerçekten...Sadece aramak istedim. Aramak ve sesini duymak.

- İyi...Duydun işte. Artık kapatabilirsin.

- Baba dur. Baba...Sizi özledim. Belki birgün görüşürüz ha ? Ailecek. Sen ve annem.

- Kardeşin bu aileden değil heralde ?

- Kardeşim mi ?

- Şimdi de tanımamazlıktan mı geliyorsun lan kardeşini ? Hani dört yaşında ki kardeşin. Bir kere bile görmeye gelmediğin kardeşin...Adını sorsam onu bile hatırlamazsın sen değil mi ?

- Hayır hayır...Hatırlıyorum tabii ki.

Sessizlik oluyor. Babam, benden kardeşimin adını söylememi bekliyor ama ben bir kardeşimin olduğunu bile unutmuş biri olarak bu soruya cevap veremem. Susuyoruz ikimizde. Babam cevap veremeyeceğimi anlıyor...

- Zeynep...Kardeşinin adı Zeynep.

- Baba...Yemin ederim ki en kısa zamanda göreceğim. Eğer gelmemi isterseniz, ben gelmeyi çok isterim.

- Ne zaman geleceksin kardeşini görmeye ?

- Haftaya gelebilirim...Tabii siz de isterseniz.

- Annenle konuşurum. Seni ararız.

- Annem nasıl ? Hâla konuşmak istemiyor mu benimle ?

- Ona kalsa, Zeynep'e senden bile bahsetmeyeceğiz. Annen artık senin yüzünü bile görmek istemiyor.

- Benim birazdan sınavım var, çıkmam lazım. Kapatmam gerek şimdi. Beni ararsın değil mi ?

- Ararım.

Telefonu ikimiz de kapatmak istemiyoruz sanki. Birbirimizle konuşmaya alışkın olmasak bile, ikimizde birimizin birşey demesini bekliyor. Bütün konuşma boyunca dakikalarca sustuğumuz anlar oldu. Birbirine kırgın iki eski arkadaşın konuşması gibi...

- Ne kadar borcun vardı adamlara ?

- Yedi bin...

- Tamam. Yarın yollayacağım.

- Sağol...Baba...Birkaç seneyi çöpe attığımız için, geri kalan seneleride çöpe atmak zorunda değiliz. Ne kadar geç olursa olsun, bir yerden başlamak güzel...Hoşçakal.

- Hoşçakal.

Şoktayım...Benim bir kız kardeşim mi varmış ? Zeynep...Nasıl unutabilirim ki ? Bu kadar basit olabilir mi birşeyleri unutmak ? Kendimden korkmaya başlıyorum. Bunu bile hatırlayamıyorsam, kimbilir kafamdan silinmiş daha neler vardır. Kafama not düşüyorum...Boka basmış ve ayakkabımı temizleyemez hâldeyim. Temizlemek için birşeyler yap.

Manga - Hayat Bu İşte

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder