10 Ekim 2011 Pazartesi

Kırık

Adım Oz ve 16 yaşındayım. Yaz tatilinde American History X'i dört gün içerisinde iki kere izledim. Diğer iki gün de izlediğim filmler Se7en ve The Usual Suspects...Üniversiteyi kazanamadım ama sorun değil, zaten kazanmak gibi bir derdim hiç olmadı bütün sene. Ailem bana, üniversiteye bir sene Ankara'da hazırlanma teklifinde bulunduğunda her asi genç gibi "Beni istemiyor musunuz ?!" diye üste çıktım. Aradan geçen birkaç günün ardından, Ankara'ya gitmeye ve tanıdığım herkesten uzaklaşmaya karar verdim. Güzel bir deneyim olabilirdi...

Adım Oz ve 17 yaşındayım. Hayatımın en güzel zamanlarını Ankara'da geçirdim. Dersi dinlemediğim için beni hiçbir zaman sevemeyen Türkçe hocam, dershane sınavında sıfır yanlışın yanına koyduğum yirmi dokuz doğruyu görünce bana iyice gıcık olmaya başladı ve bana "Ayıp. Burada bu kadar çalışan ve bir şeyler başarmaya çalışan öğrenci var. Ayıp." dedi. Ciddiyim...Hoca da ciddiydi. D&R'da çalışan kasiyer kıza platonik bir aşk besledim ve sırf onu görebilmek adına haftanın bilmem kaç günü D&R'dan film aldım. Bu kadar fazla film izlememin nedeni D&R'da çalışan, saçını kızıla boyamayı tercih eden piercingli kızdır. Aynı zamanda üşümeyi sevmeye başladığım yer de Ankara'dır. Kemiklerimin titrediğini hissettiğim Ankara gecelerinde dışarı çıkmaktan büyük bir zevk aldım. Kahve alışkanlığımın başladığı yer de Ankara'dır. Ütü yapmayı ve ütü yapmaktan zevk almayı öğrendim. Haftaiçi öğrenci, haftasonuysa kuzenime bakıcı olarak yaşadım. Canım sıkıldığı zaman onu ağlattım ve daha sonra sarılıp ona her zaman yanında olacağımı söyledim. Bunun için özür dilemeyeceğim. Ankamall'den Seyranbağları'na kadar yürümek zorunda kaldığım gece, hiçbir zaman unutamayacağım güzel gecelerimden biri oldu. İstanbul'da bıraktığım arkadaşlarım ve kız arkadaşım beni özledi ama ben onları hiçbir zaman özlemedim. Bunun için de özür dilemeyeceğim çünkü duygu noksanlığım benim suçum değil.

Adım Oz ve 18 yaşındayım. Geçen sene girebileceğim bütün üniversiteleri reddettim ve daha iyisini yapabileceğime inandım. Bu yüzden üçüncü kez, vektörler konusuyla başlayan fiziği, sayılar konusuyla başlayan matematiği, açılarla başlayan geometriyi ve bunun gibi diğer tüm dersleri bir kez daha gördüm. İstanbul'da olmanın vermiş olduğu istemsiz haytalık nedeniyle hiçbir zaman Ankara'da olduğu kadar çalışamadım. Zaten dershanenin son iki ayında hocalar da maaşlarını alamadıkları için grev kararı aldılar ve derslere girmediler. Sadece geometri hocamız bizi mağdur etmemek için sınıf dışında herhangi bir yerde ders çalıştırabileceğini söyledi. Zaten aramın iyi olduğu geometri hocamın evine daha sık gitmeye başladım. Sahip olmak istediğim hayata sahip olmasına rağmen geometri hocama hiçbir zaman küfür etmedim. Küfür edilemeyecek kadar mükemmel bir insandı.

Adım Oz ve 19 yaşındayım. Havalı olmayan bir üniversitenin, havalı olmayan bir mühendisliğinde okumaya başladım. Bulunduğum yerin akla yatkın tek güzelliği, şehir dışında okuma isteğimi gerçekleştirmeme yaramış olmasıydı. Ayrıca İstanbul'a yakın olması, kafama estiği zaman tekrar normal hayatıma geri dönebileceğim anlamına geliyordu. Henüz ilk haftadan quiz yapan hocayı gördükten sonra ben ve birkaç arkadaşım "Vay be. Üniversite cidden ne kadar havalı bir şeymiş. Baksana daha ilk haftadan anlatacak hikayemiz oldu !" diye düşündük ama bu düşüncenin pekte akla yatkın olmadığını anlamamız fazla uzun sürmedi. Yurtta kaldım ve haddinden fazla insanla iletişim içerisinde oldum. Şiddetle karşı çıktığım Lost'u izlemeye başladım. Geceleri acıktık ve yurttan kaçarak poğaça almaya gittik. Bunun için pişman olmayacağım. Geometri hocamın, çeşitli barlarda çalan müzik grubunu dinlemeye gittim ve buna rağmen küfür etmemeyi sürdürdüm. İlk senenin günahı olmaz mantığıyla hareket ettim ve sınavlara neredeyse hiç çalışmadım. Sadece, hocaların geçmiş senelerde sorduğu soruları edindim ve onları çözerek sınavlara hazırladım. Bazısından geçtim, birçoğundan kaldım.

Adım Oz ve 20 yaşındayım. Bir arkadaşımla eve çıktım ve bulaşıkları yıkamaktan zevk almayı öğrendim. Hatta bulaşıkları yıkamayı sevmek için on neden bile buldum. Her gün yenmeyen makarna ve içilmeyen çorba, öğrenci gibi hissetmemi zorlaştırıyordu ama bundan şikayetçi olacak değildim. Ev arkadaşımın iyi bir aşçı olması her zaman hoşuma gitti. Ailemden hiçbir zaman fazladan para istememekte kararlı olan bünyem, doğalgazı birkaç ay gecikmeli açtırmamıza sebep oldu ve bu yüzden soğukla baş etmek zorunda kaldı. Bunun için pişman olmayacağım çünkü elimdeki parayı nasıl kullanmam gerektiğini öğrendim ve bunun getirisinde kendime sorumluluklar yükleyerek, olgunlaştığımı hissettim.

Adım Oz ve 21 yaşındayım. İnsanlar tarafından aldatıldım ve insanları aldattım. En iyi yaptığım şeyi yapmaktan hiçbir zaman bıkmadım ve insanlara yalan söyledim. Tabi insanlar da bana yalan söyledi...Elimden geldiğince düşünmeye devam ettim ve en sonunda bunun bir hata olduğunu anladım. Mantıklı olmaya gayret ettim ve bu kimsenin hoşuna gitmedi. Hayal kurdum ve birkaç tanesinde kiralık olarak yaşadım. Canım sıkıldığında koştum ve sonunda yoruldum. Şehirlarası hayatlar kurdum ve her şehire özgü bir ben bıraktım. Travis'in Mid-Life Krysis şarkısını dinledim ve yaşlandığımı hissettim. Artık hareket etmek istemiyorum.

Noiserv - The Sad Story of a Little Town

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder