Kâmil Koç...Hayatıma sonradan girip, unutamadığım tek varlıksın. Küçük sürprizlerinle beni bazen mutlu ediyorsun, bazen de çok derinden vuruyorsun. Ama ne olursa olsun beni anlıyorsun. Allah belanı vermesin, sen çok iyi bir dostsun. Ama aslında bildiğin otobüssün. Ne bileyim be Kâmil, kafam çok karışık !
Aslında daha yedi yaşındayken girmiştin hayatıma. Basketbol oynarken, koçumuzun adı Kâmil'di...Hep Kâmil Koç derdik kendisine. Ben de "Anaa, otobüs firması değil mi lan bu ?" derdim kendi kendime. O Kâmil Koç'la dört senem geçti. Bağırırdı çağırırdı ama maç kazandık mı da gül gibi adam olurdu. Hiç unutmam, küçük gösterdiğim için beni bebelerin maçlarında bile oyuna sokardı. Seni çok andık bugün azizim, kulakların çınlasın.
Sonra sen girdin hayatıma. Tek koltuklu otobüslerinin hastasıydım resmen. Ne içmekten zevk aldığımı en iyi sen bilirdin mesela. Yeni kulaklıklar geldiğinde, nasıl takılması gerektiğini ilk çözenlerden biri ben oldum. Hatta ne yalan söyleyim, o kulaklıkları o kadar çok sevdimki, iki kez çaktırmadan aşırmışlığım bile vardır. Geri vermeyi çok isterdim ama aradan çok sene geçti. Zaten kulaklıklarının çok da dayanıklı olduğu söylenemez. Gayet tırtmış ama olsun...Kısa süreli kullanım sürelerim boyunca çok bağlanmıştım o kulaklıklara.
En güzel yıllarımı seninle eskittiğimi farkettim. Hem en güzel, hem de en zor ayrılıkları sen yaşattın bana. Geceleri bir başıma Ataşehir'de ya da AŞTİ'de seni beklemek güzeldi. Bazen geç gelirdin buluşmalarımıza ama kendini hep affettirirdin. Soğukla savaşan bedenimi sıkıca sarmalar ve ısıtırdın gelir gelmez.
Son buluşmamızda canımı çok yaktın Kâmil Koç. Hiç beklemediğim yerden, hiç beklemediğim şekilde, hiç beklemediğim bir anda vurdun duygularımı.
Oysa her şey çok güzel başlamıştı...Kaderin cilvesi olsa gerek, mp3'ümü yanıma almayı unutmuştum. Ben de akşamın son demlerinden, gecenin ilk yıldızlarına Trainspotting izleyerek geçmeye karar vermiştim. Evet, yanımda oturan kişinin "Nasıl filmler izliyor lan bu böyle ?" bakışlarını ben de sezmiştim. Ne yapayım canım, sonuçta o filmi izlemek ayıp olsaydı zaten sende bulunmazdı. Haksızsam haksızsın de şimdi Kâmil...
Filmlerini yenilemen gerekir Kâmil Koç...Trainspotting bittiğinde kendimi bir süre boşlukta hissetmeme neden oldun. Ben de Revolver'ı izlemeye karar verdim. Film bittikten sonra, bir süre Ray Liotta'nın adını hatırlamaya çalıştım. Adamın adı çok karizma, ama hemencecik unutuyorum.
Sonra dokunmatik ekranına dokundum da durdum. Sonuçta uzun süreli bir özlem vardı aramızda ve sen çok değişmiştin...Değişmiştin ama güzel değişikliklerdi bunlar. Gazetelerin ilk sayfalarını okuyor olabilmek çok hoşuma gitmişti mesela. Ekranında dokunmadık yer bırakmadım o gece.
Ardından şarkılarına göz gezdirmeye karar verdim. Bir süre In the End dinledim ve kendimi alıp eskilere götürdüm. Sonra sıkıldım ve Türkçe şarkılara geçmek istedim.
Aslında sadece filmlerini değil, şarkılarını da yenilemen gerek Kâmil Koç. O kadar alakasız, o kadar saçma müziklere sahipsin ki...
Son çare olarak Mazhar Alanson'a sığınmaya karar verdim ve Yandım şarkısını açtım. Sönmüş ışıkların altında, gecenin muhteşem sessizliği ve duru manzarasını izlerken Mazhar benim için söylemeye başladı. Hem de akustik bir şekilde, sade ve yalın sesiyle, canlı performansıyla. Mazhar Alanson söyledi, bense susup hissettim. Defalarca ve defalarca...
Dediğim gibi, canımı çok yaktın Kâmil Koç ama bunun için sana teşekkür ederim. Uzun bir aradan sonra yüzleşmek zorunda kaldım bazı gerçeklerle ve bunun bana iyi geldiğini hissettim. Evet, her saniye biraz daha fazla kırılıyor olmak bana iyi geldi.
Şarkının sendeki versiyonunu hiçbir yerde bulamadım. O kadar fazla aradımki...Ama nafile işte. Elimde kalan tek şey, şarkının orjinal versiyonu ama o bile canımı senin yaktığın kadar yakamıyor. Umarım en kısa zamanda tekrar buluşuruz ve sen bana hoş sürprizler yapmaya devam edersin Kâmil Koç...Esen kal.
Sevgilerimle,
Oz
Mazhar Alanson - Yandım
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder