13 Ekim 2011 Perşembe

Kal ve Git

Bazen izin vermek gerekir gitmek isteyen kişiye...Tutmanın hiçbir anlamı yoktur, çünkü elbet gidecektir. Seçimler nettir. Önüne geçemezsiniz. Tek yaptığınız şey, biraz daha ertelemektir...Ve ne kadar ertelerseniz, sonu o kadar kötür olur.

Hem, bir şeylerin tek olmasına gerek yoktur. Kendi yarattığımız tabuların getirisi olan hayalkırıklarını, hayatın üstüne yüklemekse oyunbozanlıktan ibarettir.

Dünya bir noktadan sonra bizden nefret etmeye başladı, bu bir gerçek. Yakınımızda olmasını istediğimiz kişileri, özenle seçtiği yerlere sakladı ve kalabalığın arasından seçip çıkarmamızı istedi. Bunun neredeyse imkansız olduğunu biliyordu ve aramakla geçen her yorgun günün ardından elimizde kalan yalnızlığımızla dalga geçti. En kötüsünden, bankamatik kuyruğuna sistemi yeniden keşfedercesine dakikalarca vakit geçirecek olan birisini koydu ve suçu Muprhy'e atmamıza neden oldu.

Yanlış yaptığınız noktaları bulamazsınız. Toz parçaları gibidir...Gözle görülmeyecek kadar küçük, hasta edebilecek kadar güçlüdür. Bu yüzden nerede yanlış yaptığınızı aramak anlamsızdır. Geçmişinize bağımlı yaşamak, geleceğinize katkıda bulunmaz. Çünkü arkanıza bakarken, önünüzde duran şirin, küçük oyuncak dükkanını göremezsiniz.

Sempatimizi, içinde masum şarkıların olduğu bir kaba koysak ve biriktirsek. Sempatikvari suratımızla dışarıya çıksak ve yağmur şiddetini arttırdıkça, biz de koşmaya başlasak... Biriktirdiğimiz sempatimizi paylaşacağımız birilerini bulabilir miyiz ?

Hayat kısa. Kahveyse tam bir kandırmaca.

Unkle Bob söylesin...Mümkünse solisti ağlasın, basçısı aynı güzellikte kalsın, gitaristi çığlık atmak istesin ve bateristi bütün hüzünlerine, bagetleriyle parçalamak istercesine sertçe vursun.

Unkle Bob - Satellite

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder