1 Eylül 2009 Salı

Saçmalarım Ben Genelde

Sanki çok fazla bekliyoruz...Çok fazla derinlere gömüyoruz, bir anlık sinirle birçok şeyi. Yeniden bulmamız zorlaşsın diye. Gömdüğümüz yerden çıkartmak istediğimizde bu yüzden canımız çok fazla yanıyor belki de.

Duygularımı kaybetmişim. Hiçbirşey hissetmiyorum ya da zaten hissedilecek birşey yok ortada. Ama bu çok adaletsiz...Çünkü biliyorum ki şimdiye kadar çok daha fazla şey hissetmeliydim. Kendi kendime "Neden duygusuzca davrandım ?" diye soruyorsam, bu işte bir problem var demektir. Fazlasıyla robot gibiyim. Belki de sadece dışarıdan öyle gözükmek istiyorum. Bugüne kadar kimseye birşey anlatmamışım...Bundan sonrasında birşeyleri değiştirmek çok daha zor ve her geçen gün biraz daha imkansızlaşıyor. Kendi kendimi hapsetmiş gibi hissediyorum. Kendi isteğimle...

Çok fazla şeyi reddettim. Birçoğu da doğruluğuna inandığım şeylerdi aslında. Yine de reddettim çünkü o doğruların birçoğu da duygularım varmış gibi gösteriyordu beni. Kaldıramazdım çünkü ne kadar duyguluysan o kadar kolay kaybedersin bazı şeyleri. En azından ben böyle düşünürek büyüdüm. Bu yüzden, kabul etmek istediğim birçok şeyi reddettim. Kolay değildi...

Elimden geldiğince inanmamaya çalıştım çok şeye. İnanıp daha sonra kandırılmak istemedim ama biliyorumki birçoğu güzel ve içten şeylerdi. Onlar ne derse desin, ben hep kendi düşüncemi yakıştırdım onlara. Onların adına ben konuştum kendimle. Söylediklerinin altında her zaman bir neden aradım. Olumsuz bir neden...Hiçbiri farketmedi aslında bunu çünkü bu durumu onlara göstermedim. Ama reddettim...Söylemlerinin altında neden aramakla geçirdiğim süre boyunca birçok kez yalan söyledim. Hiçkimsenin, hiçbir zaman anlayamayacağı yalanlar...

Bir kazadan kurtulmuş gibiydim. Kurtuldum ama arkamda çok fazla enkaz vardı. Toparlamam lazımdı. Bazı parçalar beni acıtmıyor değildi. Bazen parçalara saatlerce bakar ve acımı zorlardım. Ne kadar dayanabileceğimi görmek isterdim. Dayanıyordum...Her uğraşımda yeni bir kazaya sebebiyet verdim. Bir yerden sonra karar vermem gerekiyordu ve durdum. Her bir kaza, etrafta daha fazla enkaza sebebiyet veriyordu. Toparlamaya çalıştıkça, daha fazla yük bindiriyordum omuzlarıma. Ve her geçen gün, geçmişimden bir kısmı daha paramparça ediyordum geleceğimi kurtarmaya çalışırken. Durmak zorundaydım...

Defalarca özür diledim aslında. Oldukça içtendi hatta. Duygularımın bana hükmettiği nadir zamanlarda...Özür diledim. Tek sorun vardı insanlar için."Özür dilerim." demedim. Bunun yerine yeterince belli ettim. İnsanların beni anlamasını bekledim. İnatla anlamak istemedi bazıları...Bazıları beni yeterince tanıyordu ve bu yüzden anlıyorlardı. Nasıl ben o iki kelimeyi kullanmadan özür diliyorsam, onlarda beni affetmiş olduklarını kelimeleriyle değil, ifadeleriyle gösteriyorlardı. Özür dilerim diyen birçok insandan daha gerçektim ben. Çok daha içten...Yine de diğerlerinin tek duymak istedikleri o kelimelerdi. Yapamıyordum...

Konuşkam olduğum kadar utangacım ben. Bazen o kadar mutlu olurum ki, içimde o kadar büyük bir coşku vardır ki...Ama gösteremem tam olarak mutluluğumu. Çekinirim başkaları rahatsız olur diye. Kendimden ne kadar emin olsam bile konuşamam çoğu zaman. Dışarı çıkmaz istemez kelimelerim. Utanırım işte...Gerçek düşündüğümden farklı çıkarsa diye korkarım. Aslında daha sonradan anlarım ki ,genelde gerçek tam olarak benim düşündüğüm gibiymiş. Ders almam...Korkmaya devam ederim. Bu yüzden kafamda yüzlerce şey üretirim. En kötü olanına inanmaya çalışırım. Kendimi zorlarım inanmaya...İnanayım ki, korkumun bir nedeni olsun. Sonunda başarırım. Gerçeğin o olmadığını bilsem bile yine de ona inanırım. Susarım böylece...

Evet, saçmalarım ben genelde...Konuşmaya başladığım anda saçmalamaya da başlamış olurum. O kadar uzun süre susmuşumdur ki, konuşmak için cesaretimi topladığımda söyleyecek çok fazla şeyim olur. Cümleler karışır, kimisi düğümlenir, bazıları yolu kapatır, bi kısmı hâla susup içeride kalma yanlısıdır...Bu yüzden ifade edemem kendimi. Sonuna kadar beklerim konuşmak için. İşlerin kötüye doğru gidebileceği en son noktaya kadar gitmesini beklerim. İnsanlar benden açıklama beklemeye başladıkları an benim sıram gelir. Ve ben saçmalarım. Çünkü ne herşeyimle kendimi ifade edebilecek kadar vaktim vardır, ne de karşımdaki beni çok fazla dinlemek ister. Çünkü, genelde en son noktaya geldiğimizde aslında karşımdaki kendi kararını çoktan vermiş olur. Gözlerinden okuyabilirim bunu. Böylece ben, gerilirim ve saçmalamaya başlarım.

OneRepublic - All Fall Down

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder