Ne kadar az uyusan bile zamanı yavaşlatamıyorsun işte. Bir şekilde gelip geçiyor. Geçiyor, geçiyor ve sonunda yolculuk günü geliyor. Ben gidiyorum İstanbul...Gelirim ama elbet.
Okulum başlayalı iki hafta olmuş. Bu kadar kaytarmak yeter. Artık gitmek lazım. Asi öğrenci modundan kurtulmak gerek çünkü bu sene işler ciddiye bindi. Ortalama yapmadan geçirmiyormuş rektör bey, öyle duydum. İki senenin ortalamasını en az 1.8 yapmak gerekiyormuş. Ulan biz de ilk sene zaten kalma yok diye hiç takmadıydık iyi mi...N'apıcaz şimdi ? Pineklemek mi gerekiyor ? Bunu bana yapamazsınız !
Önce ocak ayının ortalarına kadar oralarda bulunmam gerekiyormuş. Sonra bir aylık ara varmış biraz ev özlemi giderilsin diye. Ne gerek varsa ? Sonrasında yine çağırıyorlarmış seni. Bu sefer mayısın sonlarına kadar kalman gerekiyormuş. Hafta sonlarına karışmıyorlarmış, istediğin yere gidebiliyor, istediğin şeyi yapabiliyormuşsun. Mayıs ayının sonunda seni salıveriyorlarmış. Amma velakin yaz okulu diye birşey varmış. Akıllı uslu derslerine çalışmayan veletleri, kollarını açmış ve gözlerinde dolar işaretleri oluşmuş bir şekilde bekliyormuş. Bir buçuk ay daha uğraştırıyormuş o veletleri. Eylülün ikinci haftasına kadar tatil sürüyormuş. Bu böyle bir kısır döngüymüş. Bir dakika ya...E ben bunları zaten geçen seneden biliyorum. O zaman niye başkasından duymuşumda söylüyormuşum havası yaratıyorum lan ben ?
Neyse ki son gün sendromu olayını önceden hallettim. Pek sıkıntı yok. Gideceğim, kafama eserse geleceğim. Arada günübirlik kaçamak planlarını bile yapmış bulunmaktayız X şahsiyetiyle. Bu okul bu asilikle nasıl bitecek bilmiyorum. Asi dediğime bakmayın bu lafın güzel bir hikayesi var ondan böyle diyorum.
Gitme vakti geldi zaten ya biliyorum. İnsan hisseder böyle zamanları. Yapmam gereken hiçbirşey kalmadı. "Aslında, gitmeden önce son kez..." diye başlayan cümlelerim yok. E, o zaman durmanın bir artısı yok. Tabi kalmaktan da şikayetçi olmazdım ama giderken de keşke gitmesem demiyorum. Dediğim gibi, insan hisseder gitme vaktini. Neyse ki, doğru zamanda yaşıyorum o hissiyatı. Ne erken, ne de geç.
Sabah kahvaltılarını X şahsiyetiyle, X pastanesinde; iki poğaça ve üç çay eşliğinde yapamayacağız artık. Olsun...Zaten çalışanlar pek bi kanka moduna girmişlerdi bizimle. Biraz uzaklaşalım da arayı soğutalım.
İstanbul ile aramız limoni. Gönül koyuyor bana gidiyorum diye. Gel öpüşelim sarılalım işte. Niye böyle yapıyorsun ki. Geleceğim ya merak etme. Evim burada zaten. Seninle biz iç içe büyüdük oğlum. Bırakır mıyım ben seni hiç ?..I ıh, işe yaramıyor. Hâla surat yapıyor bana.
Özleyin be beni. Valla bak. Normalde böyle birşey istemezdim ama şimdi istiyorum, içimden geldi. Özleyin...Biraz zorlayın kendinizi. Geldiğimde ayrı bir gülün bana. Sevincin verdiği o istemsiz gülümsemeyi istiyorum suratlarınızda. Ben de sizi özleyeceğim merak etmeyin. Söz veriyorum.
Bowling For Soup - Almost
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder