13 Temmuz 2009 Pazartesi

Yok Olan Ortak Yanlarımız

Zamanlama açısından hiç iyi bir vakit değil. Bahsettiğim şey vizeler. Bu zamanda vizemi olur demeyin. Oluyor işte...Benim okulum bir buçuk aylık yaz okulu dönemi içine iki kısa sınav, bir vize ve bir finali sıkıştırabilen bir okul.

Dediğim gibi zamanlaması pek iyi olmadı. Uyku problemi çektiğim şu dönemde zombi gibi derslere gitmenin ötesinde artık vizelere girmem gerekecek. Yarın ilk vizem var...Ertesi gün bir tane daha ve ertesi gün bir tane daha. Üç tane sınav...Öyle bir durumdayım ki, çarşamba günkü sınava hiç uyumadan girmeyi düşünüyorum. Saat sabah dokuzda sınav...E ben zaten sabahları on, on bir gibi anca uyuyabiliyorum. Sınava girip çıktığımda, uyku saatim yeni gelmiş oluyor. Biliyorum bu çok saçma. Yapabilecek birşeyim yok...Düzen bozuldu bir kere.

Küçükken aklıma bir soru takılmıştı. On yaşında filandım ve birgün yatarken kendime şu soruyu sormuştum...Dünyadaki tüm insanların ortak yanı nedir ? Yani hepimizin elbet bir ortak yanı olmalıydı. O zamanlar bunu uzun uzun düşündüm. Deli ediyordu bu durum beni çünkü cevap bulamıyordum. Sonunda şu cevabı vermiştim kendime...Her insan en azından bir salise yaşar...Evet cevap biraz komik gözüküyor ama çocuktum işte. Çocuk aklıyla verilebilecek en mantıklı cevap buydu benim için...

Geçenlerde aklıma geldi verdiğim bu cevap. Şimdi yirmi yaşındayım, elbet daha güzel bir cevap bulabilirim dedim kendi kendime. Düşündüm ama değişen hiçbirşey olmadı...On yıl önce verdiğim cevabın kalitesi biraz arttı o kadar. Cevabı şöyle değiştirdim...Her insan doğar. Bu kadar...

Gerçektende öyle ama. Her insan doğar...Tüm insanların tek ortak yanı bu. Milyarlarca insanı bir noktada birleştirebilecek tek şey. Çünkü hepimiz farklıyız. Şanslı olanlarımız, bizi geriye kalan insanlardan ayıracak özelliklere sahip olabilecek kadar uzun yaşıyor. Ve sonunda da öyle oluyor. Zaman geçtikçe diğer insanlarla ortak yönleriniz azalıyor ve en sonunda geriye tek birşey kalıyor. Tek bir ortak nokta...O da, bizimde diğer insanlar gibi doğmuş olduğumuz oluyor.

Bu yüzden hiçkimse bizim gibi olmak zorunda değil. Benim hissettiklerimin ya da senin hissettiklerinin aynısını hissetmek zorunda değil. Aynısını hissetse bile tıpatıp aynı şekilde göstermek zorunda değil. Burada hoşgörü ya da anlayış devreye giriyor. Ya da birazcık yerine koyma durumu. Kimseyi anlamak kolay değil. Ama ne kadar işin kolayına kaçmaya çalışırsan, o kadar şey kaybetmiş oluyorsun hayatta. Anlayışsızlık, elindeki birçok şeyi kaybetmene sebep oluyor. Daha önce kaybettiğin gibi...

Ne diyebilirim ki...Çok fazla yol katettik insanları tanımak, onlarla ortak yanlarımızı bulabilmek için. Yol katetmeye devam ettikçe, vazgeçmekte zorlaşıyor. Bu yolda çok fazla yalan söyledik, çok fazla kalp kırdık ve çok fazla kırıldık.

Bazen keşke dedik...Keşke baştan hiç yola çıkmasaydım. Ama bu sayede de olgunlaştık. Kimimiz bunu gösterdi, kimimiz içinde sakladı ve kimseye farkettirmedi. Kimimizse inatla reddetti olgunlaşmayı...Bu yüzden de kendi içinde boğulup gitti.

Brandi Carlile - What Can I Say

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder