Hayat her zaman iyi günlerle karşımıza çıkmıyor. Bazen bizi sınamak istiyor. Kötü günler geçer. Yeterki sen iste çünkü herşey senin elinde. Bugünü nasıl yarattıysan, silmekte sana kalmış.
Kötü günlerimizde ortaya çıkan tablo genellikle şöyle olur...Hüzünlü şarkılar açarızki daha çok canımız yansın. Susalım ve suratımızı asalım ki insanlar ne olduğunu sorsun. Birkaç kişiye anlatalım ki onlar bize moral versin. Ve belki biraz gözyaşı... Biraz gözyaşı dökelim ki yanımızdakiler bize acısın...Evet, kötü günlerimizde yaptığımız tam olarak bu. Boşuna "Hayır ben öyle değilim." deme. Sende öylesin ya da elbet öyleydin.
Arkadaş canlısı sözler...Kesinlikle hayranıyım o sözlerin. Çoğu insan bu işi mükemmel yapıyor. Olaya objektif olarak bakmayı önerenler kesinlikle kötü arkadaştır. Hadi ama...O senin arkadaşın, sen ne dersen kafa sallamalı ve onay verici cümleler kurmalı. Objektif bakma saçmalığı(!) da neyin nesi ? Zaten günün yeterince kötüyken birde yaşanan şeyleri genel olarak dinlemek isteyen arkadaşlarla uğraşamayız. Ya senin tarafındadır ya da arkadaşın değildir. Evet, olması gereken kesinlikle bu...
Düşünmek istemiyoruz...Olayları baştan aşağı irdelemek ve objektif bir kanıya varmaya ihtiyacımız yok. Tek yapmamız gereken kendimize acı çektirmek ve geçmesini beklemek. Her insan bunu yapmaktan hoşlanır aslında. Çünkü ileride "Ben de yaşadım bunları." demek ister. Bu olguyu kafasına yerleştirmesi gerekmektedir. "Ben de yaşadım bunları." sözü, sizi o an için kötü gününde olan arkadaşın en büyük sırdaşı yapar. Size büyüdüğünüzü hissettirir...
Büyüdüğümüzü hissetmek için rol yapmaya ihtiyacımızın olmadığını kabullenmek istemiyoruz. Biraz daha abartmalıyız ve biraz daha. Herkese göstermeliyiz bunu. Herkes ne durumlardan ne durumlara geldiğimizi görmeli. Suç bizim değil...Suç, bunu gerçekten görmek isteyen insanların. Ne hallere düştüğümüzü görmek isteyen kişilerin. Ve bataklıktan tekrar nasıl çıktığımızı görmek isteyen. Hepsi çevreye uyumun bir parçası...
İşin en iyi yanı, olayları anlattığımız kişilerin yalnızca buz kütlesinin görünen tarafını bilmesidir. Sen buz kütlesinin hangi tarafını onlara göstermek istersen, onlarda orayı görürler. Başka şansları yoktur. Böylece her söylediğiniz, düşündüğünüz ve anlattığınız şey, ortaya tek bir doğru olarak çıkar. Buzun görünmeyen, denizin altında kalmış tarafını sadece siz bilirsiniz. Yani asıl nedeni...Sadece olayın içinde olmuş olan kişilerin görebildiği ve farkında olduğu kısmı.
Vazgeçin...Kendinizi ve yanınızdakileri kandırmaktan...Herşeyi abartmaktan...Sizin dışınızda kimsenin farkında olmadığı şeyleri yaratmaktan...Kötü hissetmek için uğraşmaktan...Sadece bırakın...Ne kadar kötü hissetmeniz gerekiyorsa, o kadar kötü hissedin. Fazlasına gerek yok...
İstanbul'a geldim...Hikaye anlatamadım. Sanırım benim hikayem yokmuş. Ya da bana anlatılanların her birine birkaç paragrafını vermiş ve bitivermiş.
Greg Laswell - Days Go On
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder