22 Temmuz 2009 Çarşamba

Kapının Arkasındaki Mutluluk

Hepimiz küçük şeylerle mutlu olabiliriz. Ama yine de içimizde bir tane mutluluk sebebi var ki, hepsinin yerini alıyor. Sebep ne olursa olsun...Bizi baştan aşağı olumlu ya da olumsuz şekilde etkileyebilecek kadar güçlü.

Oysa o kadar saçma ki...O mutluluğa ulaşmak adına kim bilir farkında olmadan kaç kere darmadağın oluyoruz. Biraz daha az umut bağlasak hayallerimize ya da isteklerimize. Mutluyken bile ona daha az bağlansak. Her an yok olabileceğini göz önüne alarak.

Her biri gelip geçici şeyler. Hiçbir şey gereğinden fazla yüceltilmeye değmez. Biraz terazimizi dengelemeliyiz sanki. Körü körüne bağlanmamalıyız istediğimiz şeylere. Kölesi olmadan yaşamalıyız.

En sonunda o mutluluğa ulaşsan bile doymadığını farkedeceksin. "Onca zaman peşinden koştuğum şey bu muydu ?" diye soracaksın kendine. O yüzden çok fazla yüklenme. Emek sarf et ama hayatını ona odaklama. Gülmek ve mutlu olmak için etrafta yüzlerce neden var. Biraz gözlerini aç. Elindekileri birer birer buruşturup etrafa savurmaktan vazgeç...

Çocukluk kahramanı deve olan birisiydim ben. Evet, ciddiyim. Camel reklamlarındaki o deve, benim için çok önemliydi. Kahramanımdı. Evde bile onun resimlerinin olduğu paketleri görüyordum. Kitleleri peşinden koşturduğu bir gerçekti...Hayran olmamam için hiçbir neden yoktu...

Daha sonra televizyonda görmemeye başladım o deveyi. Evde paketlerine de rastlayamaz olmuştum. Aynı boyutlarda ama üzerinde kırmızı renkte L&M yazan paketler görmeye başladım. O zamanlar, benim için yıkım noktası olmuştu...Kendimi toparlayamadım. Artık o deve yoktu hayatımda. Hiçbir yerde göremiyordum. Acaba öldü mü diye düşünmeye başladım. Hayatımdan bir anda çıkıvermişti...Ne bir mektup ne de bir haber. Hiçbir şey bırakmamıştı ardında bana.

Olayı bu kadar dramatikselleştirmeye ne gerek var demeyin. Çocuktum ve gerçektende böyle hissetmiştim. Hayatım boyunca beni ilk terk eden varlık, o deveydi. Bu trajikomik olay ne zaman aklıma gelse, tekele gittiğimde ve o deveyi gördüğümde ''Artık sana ihtiyacım yok. Sensiz de hayatıma devam edebiliyorum." derim içten içe.

O deveyi görünce mutluluktan uçan çocuk büyük bir hayalkırıklığı yaşadı sonunda. Şuan da çok saçma geliyor farkındayım ama çocuktum diyorum işte. Daha kaç kere üstüne basmam gerekli bu kelimenin ? Çocukken herkesin saçma hayalleri, kahramanları, idealleri ve düşünceleri vardı. O zamanlar bize en mutlu zamanlarımızı yaşatan o şeyler şimdi düşündükçe yüzümüzde hafif bir gülümseme bırakıyor sadece.

Biliyorum, çok uğraştık mutluluk için. Ama bu sırada elimizdekilerle yetinmeyi unuttuk. Bu arada gülmeyi unuttuk. Hiçbir mutluluk bize yetmemeye başladı. Etrafımıza bakmayı bıraktık. Sadece en güzeline odaklandık. Bizi derinden paramparça eden ama bunu bir türlü anlayamadığımız o şeye...

Missy Higgins - Where I Stood

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder