31 Temmuz 2009 Cuma

Temmuz Ayında ''Oz'' Ne Öğrendi ?

Temmuz ayı hayatımdan 20. kez gelip geçmiş...Uzun zaman olmuş tanışalı. Merak ettiğim birşey var...Temmuz ayında ben neler öğrendim ?

İnsanı sinir eden şey bitmeyen istekler değil, isteklere verilen cevapların anlaşılmamasıymış. Sabırsız insanlarla uğraşmak zordur. Ne isterse onu yapmak zorundasınızdır aksi hâlde açıklama yapmanız gerekir. Tabii ki bu açıklama karşı tarafın umrunda olmayacaktır.

Susmayan telefonlar etrafındaki insanları ve telefon sahibini deli etmeye oldukça elverişlidir. Ne amaçla arandığın önemli değildir. O telefonun susmasını istersin bir süre sonra. En sonunda dayanamayıp telefonu birkaç saat kapatmanın verdiği huzurla hayatına devam edersin.

Hazır telefondan konu açılmışken...Arandığınızda çalan müzik önemlidir. Nitekim konuşma bittikten sonra yan masada biri ''Aaaa. Billy Talent dinliyor musun sen ?'' diye sorarsa, kısa süreli bir şaşkınlığın ardından güzel bir sohbet ortamı oluşabilir. Ancak o an içinizden ''Asıl sen mi dinliyorsun ! Sen kimsinde bana bunu dersin ! O grubu ilk ben buldum tamam mı ?!'' tarzı cümleler geçebilir. Dışarıyaysa ''Hadi canım ! Sende mi dinliyorsun ? İlk defa dinleyen birini buldum.'' tarzı sıcak ve sevgi dolu cümleleri yansıtırsınız.

Last.fm diye birşey var nette. Dinlediğiniz müzik tarzına yakın grupları bulabiliyorsunuz, yeni gruplar keşfedebiliyorsunuz, kısacası müzik kültürünüzün gelişmesine oldukça katkıda bulunan bir site ve eklenti. Ancak last.fm bile yeni arkadaşlıklar kurabilmek amaçlı kullanılmaya başlanmış sanki. Yani birisi size müzik zevkiniz aynı diye mesaj atıp konuşmak istiyorsa, bu durum biraz gariptir. Tamam ''Usual Suspects filmini sevmiş olduğunu gördüm. Ben de baya etkinlenmiştim o filmden.'' tarzı mesajlar atmaktan hiçbir farkı yok aslında bu durumun ama birisini arkadaşlık sitesinden diğeriniyse müzik sitesinden atmaktır durumu farklı kılan. Kısacası öğrendiğim şu...Herkes, her yerde konuşabilecek birisini arıyor.

Yaşlı teyzeler tehlikelidir...Sizinle biraz sohbet ettikten sonra ilk olarak yaşınızı sorarlar. Ardından eğitim durumunuzu. Eğer bu iki soruya verilen cevap yaşlı teyze için uygunsa sonunda şöyle bir cümleyle karşı karşıya kalabilirsiniz. ''Benim de senin yaşlarında torunum var. O da üniversiteye gidiyor. Birgün tanışın, konuşun. İyi anlaşırsınız.''

Otobüs firmalarının yolcuları içn taşımacılık hizmetinden sonra dev bir adım atarak yeni bir hizmete daha başladığını öğrendim. Hangi otobüs firması olursa olsun yolda kalıyor, lastiği patlıyor, rötarlı geliyor, servis yapmıyor ve gideceği yere geç gidiyor. Bunun neresi hizmet demeyin. İlk başlarda insana oldukça sevimsiz gelen bu hizmet aslında olduça önemli. Amaç, insana her durumda dirayetli olmayı, ayaklarının üstünde durabilmeyi ve her türlü zorlukla başedebilmeyi öğretmek. Yani sanırım öyle...Kötü düşünmek yok Oz...(bkz: bardağın dolu tarafından bakmak)

Tatilinizi yazlık ortamında geçiriyorsanız ve son gününüzde biri sizden hoşlandığını söylerse güleryüzle ''Ben yarın gidiyorum. Seneye belki yine gelirim o zaman görüşürüz.'' deyip sarılmak yerine telefon numarasını almak ya da ne bileyim msn adresini filan almak çok daha mantıklıdır. Olası bir ilişkinin sağlığı açısından seneye bir daha gitmeyi beklemek pek mantıklı değildir. İnsan aptallıklarıyla akıllanıyor bir yerde. En azından bir dahaki sefere - ki bir dahaki sefer olacak mı derseniz, hiç sanmıyorum. - nasıl davranmam gerektiğini öğrendim.

Güzel gün, güzel hafta, güzel ay...Temmuz ayını severim. Bu ay da yüzümü kara çıkartmadı. 21. yıldönümümüzü iple çekiyorum.

Dipnot olarak şu merakımı dile getirmek istiyorum. Acaba bizimkiler blog yazdığımı öğrense bana ''Çok fazla yazma oğlum. Ben sana güveniyorum ama etraftaki blog okuyucularına güvenmiyorum.'' derler mi ?

Remy Zero - Prophecy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder