12 Haziran 2009 Cuma

İhtimaller...Vol.2

İhtimallere duyduğumuz ihtiyaç acaba gerçeklere duyduğumuzdan ne kadar fazladır ? Çünkü eminim ki ihtimallerin varlığı, gerçeği bilmekten çok daha mutlu ediyor insanı.

Çok fazla ihtimal ve olasılık yaratıyoruz kafamızda. Zaten ortada varolan ihtimallerin yanına birkaç tane de biz ekliyoruz. Oldukça hoş oluyor. Kendi ihtimallerimiz bizi rahatlatıyor. Ya da umutsuzluğa sürüklüyor. Bu bizim elimizde. Adı üstünde bizim koyduğumuz ihtimaller. İşin hoş kısmıda burası zaten. Unuttuğumuz şey ise şu, bizim yarattığımız ihtimaller hiçbir zaman gerçekleşmez.

Doğruyu istemiyoruz. Her zaman bir umut kalmalı geriye. Böylesi çok daha güzel. Çok daha rahatlatıcı. Çok daha hayata bağlayıcı. Her kaybedilen ihtimal yenisini getiriyor yerine. Ta ki gerçeği görmek zorunda kaldığımız o ana kadar.

Elimizden geldiğince geç görmek istiyoruz gerçekleri. Ne kadar geç görmeye başlarsak, o kadar güçleşiyor kabullenmek. İhtimallerin, kendi kafanda yarattığın umutların eriyip gidene kadar vazgeçmiyorsun. Ne kadar gözden kaybolmuş olursa olsun...Bu sefer ortaya yeni bir ihtimal çıkarıyoruz. Eriyip gitmiş olan ihimalimizin tekrar geri gelme ihtimali. Bir sürede öyle kandırıyoruz kendimizi.

''Olsun.'' kelimesiyle başlayan cümleler. Her biri çok tehlikeli. Çünkü her bir ''Olsun'' kelimesinin ardından yeni bir umut, yeni bir ihtimal oluşturacak cümle gelir. ''Olsun, belki öyle olmadı ama böyle olur.'' gibi. Ya da ''Olsun, zaten öyle olsaydı hiç güzel olmazdı.''. İşte bu... Gerçekle yüzleşirken kendini kandırmanın en güzel yolu...Başından beri çok istediğin şeyi, gerçekle yüzleştiğinde hiç istemiyormuş gibi davranmak.

Gerçekler...İşimize gelmeyen somut şeyler. İhitmaller...İşimize gelen soyut şeyler. İkisinin bir orta yol bulmasını çok isterdik değil mi ? Belki olur. Bir ihtimal !

Way Out West - Don't Forget Me

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder