Kendimi, kanepenin derinliklerine doğru itebilirsem, kalabalık
kahkahalardan bir süreliğine arınabilirim. Mutluluğu bir kenara
bırakabilir ve huzur kokusundan uzaklaşabilirim. Kendime birkaç kelime
fısıldar, geride kanıt kalmaması adına fısıldadığım tüm sesleri tek bir
kibrit etkisiyle yakabilirim. Bugün 6 Temmuz... kanepenin derinliklerine
doğru ilerlemek istiyorum.
Greg Laswell'in sesi
karışıyor, kendi fısıltıma. Pes etmek ve yeniden başlamak için ne güzel
bir gün dediğini seçebiliyorum.
Uğraşıyoruz...Hem
Temmuz,
hem de ben, mutlu olmam adına çabalıyoruz ve bunu görmek çok güzel. Yine
de, yıllara meydan okuyarak, her sene karşımıza çıkmayı başaran Temmuz
bile, bazı şarkılar karşısında güçsüz kalabiliyor.
"Güçsüzlüğe
mahkum
yaşamak için ne gün ama"
Yaşadığıma dair birkaç
hatıram olmalı buralarda. Burada değillerse, muhtemelen karşı dairede
unutmuşumdur. Bazen, o boş daireye gizlice giriyorum, anahtarlarından
biri hâlâ bende. Öylece dolaşıyorum içeride. Kulaklıklarımı takıp,
yalnız kalmak adına gittiğim ve sigaramı yaktığım mutfağı ziyaret
ediyorum. Yeni mutfağımız aynı tadı vermiyor. Olması gerekenden çok daha
geniş ve sessizlikten de oldukça uzak.
"Sigarayı
bırakmak için ne gün ama"
Eğer hâlâ hatıralarımı
bulamıyorsam, kesin benden çalınmıştır ya da farkında olmadan birilerine
emanet etmişimdir. 'Al, senin olsun' dediğim çok fazla nesne, melodi,
sahne, alıntı ve oyun alanı oldu hayatımda. Hiçbirisini paylaştığım için
canım acımadı. Ne de olsa, en özellerini hep kendime saklıyordum.
Çilekli sakızlar gibi, anlık tat veren her şeyin zevkine, başkalarının
da varmasını istedim. Gelip geçiciydi sonuçta. Çok fazla bir anlamı
yoktu.
"Rüzgârla beraber, serin bir yolculuğa çıkmak
için ne gün ama"
Hafızalarımız silinsin ama öyle
birkaç günlüğüne değil.
Sorumluluklarımız unutulsun. Başkaları için yaşamayı bir kenara
bırakalım. Kendimize yüklediğimiz aptalca görevlerden
birer birer arınalım ve biraz kendimize vakit ayıralım. Önemsemek, en
önemsiz çabamız; önemsenmek, en son derdimiz olsun.
"Elveda
demek
için ne de güzel bir yol"
Sözlerimiz, anlamlarını
yitirsin mesela. Nasıl yaşadığımızın hiçbir anlamı olmasın, sonuçta
hepimizin ortak çabası, vakit öldürmekten ibaret. Böğürtlenli pasta ne de güzeldir, çatalı kirletmeye değer. Madem tek amacımız vakit eskitmek, insanları ayrıştırma uğraşı nereden çıkmış, hiç anlamıyorum. Hep beraber mumlarımızı batırsak, teker teker yaksak ve ortak bir nefesle söndürsek yarattığımız aydınlığı. Böğürtlenli pastamı paylaşacak şansı bir daha ne zaman yakalayabilirim ki hem?
"Henüz
ölmediğimi anlamak için ne gün ama"
Çarşamba gününe ulaşmak çok zor olmamalı. Önümdeki dört günün tadına, son saniyesine kadar varmak isterdim ama bu istek çok anlamsız ve komik. Sonuçta, kaç tane yirmi dört saati anlamlı kullanabildik ki...
"Bana, ertesi sabahın ilk saatlerini ve yaşadığıma dair kanıtlarımı getir"
Pes
etmeden
karşılayacağım yeni günü. Sırf inat olsun diye meydan okumak istiyorum,
yaz
mevsiminin yarattığı körlüğe. Amaç pislik yapmak değil mi, vazgeçmiyorum işte gülmekten. İlla huzur mu lazımmış, huzursuzluğu boğmak için, ne saçma. Kendim karar veriyorum, kimin nereden atlaması gerektiğine. Bir yer olmalı, ziyaret edilmeyi bekleyen.
İçinde insanların olduğu ve saklanmaktan artık sıkıldığı. "İyi geceler" demektense, "Huzurlu geceler" dilememi sağlayacak insanlar...
Kendime
sakladıklarımı paylaşmaya başlayacağım birileri hep var, olmak zorunda.
En güzel melodileri, en güzel göz temasları için saklıyorum aslında.
Konuşmanın, geçici bir süre yasaklanacağı ve sadece sessizliğin gürültü
yapmasına izin verileceği anlar elbet olacak, olmak zorunda.
"Yaşamak için ne gün ama"
Bir takvim alıp,
mutlu
uyuduğum günleri işaretlememi önerdi birileri. Çocukça...ama denemeye
değer.
ben iyiyim...
Greg
Laswell - What a Day
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder