'Aylara karşı özel bir ilgim yoktur. Hiçbiri, zaman eskiten
canilerden başka bir şey değil. Sadece Aralık ayına karşı bir sempatim
var, o da doğduğum ay olduğundan kaynaklanmakta'
İşte
yıllardır düşüncelerim bu yöndeydi ama Temmuz ayı işi değiştirdi.
Haziran aynın sonlarında karar vermiştim, Temmuz güzel geçecekti. En
kötü senaryoları yaşasam bile gülecektim, mutlu olacaktım ve huzura
doğru yakınlaşacaktım.
Soyut bir kavramdan yardım
beklemek ne kadar doğruydu bilmiyorum ama, Temmuz'un da elimden
tutmasını bekleyip, çabalarımın karşılığını vermesini istedim. Sağolsun,
karşılıksız bırakmadı beni. Her günüm ayrı bir destansı geçmedi tabii.
Sıradan günlerimin sayısı çoktu. Normal akışımda seyir ettim aslında.
Tek farkı, mutlu olmayı kafaya takmış olmamdı. Temmuz'a kalan, küçük
sürprizlerle beni heyecanlandırmaktı sadece.
Heyecanlandırdı.
O kadar güzel sürprizler yaptı ki hem de, ne diyeceğimi bilemez
vaziyette, önüme gelene sarıldığım günleri bile yaşadım. İnsanları
sevdim, hem de çok sevdim! Herkesi önemsediğim zamanlar oldu. Ben
saatlerce konuşurken, sadece kahkahalar atan ve tek kelime dahi etmeyen
insana bile kızmadım. Kimbilir, belki de söylediklerime değil de; geniş
burun deliklerime, kalın tüyler şeklinde çıkan sakallarıma ya da
anlamsız sivilcelerime gülüyordu ama kimin umurunda!
Yıllardır
veremediğim o 'lanetli' dersleri verdim mesela. Blog yazmaya
başladığımın ikinci gününe konu olan ve tüm lanetlerimi adadığım Fizik
dersinden ve Serway'den kurtuldum. Dört koca sene geçti onlarla beraber
ama sonunda başardım. Öyle zor şartlar altında başardımki, artık
çocuklarıma anlatacağım bir başarı hikayem olduğuna bile inanıyorum.
İşim
seneye kalsaydı, asla veremeyeceğim o Diferansiyel Denklemler
lanetinden de kurtuldum. Üniversite hayatımda, ilk kez bir hocaya mail
atmanın gerginliği, heyecanı ve biraz da utancı vardı ama onu da yaptım.
Yazmış olduğum mail, içimi döktüğüm bir mektup gibiydi. O maili
saklayacağım.
Kısıtlı zamanlara sığdırmaya çalıştığımız
One Love'a gidip, önce 'marjinal' olmadığımıza kesin bir dille karar
verdik. Eğlenen insanlara baktık, nasıl da kalabalıklardı öyle. Kızlı
erkekli oluşturulmuş harika ortamlar vardı ve biz iki sap, öylece
etrafta dolanıyorduk. Sonradan fark ettik eğlendiğimizi, fazlasıyla
güldüğümüzü ve dans konusunda pek iyi olmadığımızı. 'Aman efendim şöyle
güzeldi, böyle eğlendik' gibi klasik cümleleri kurmayacağım ama sanırım
istediğimizi almıştık o festivalden. Biz bize yetiyorduk demeyeceğim
ama, iki kişi de oldukça iyi idare ettiğimizi söyleyebilirim. Üzülmesi
gerekenler, beni olmasa bile, yanımdaki adamı tanıma fırsatına sahip
olamayan o 'marjinal' topluluklar olmalıydı diye düşündüm.
Beynimizi
dondurucuya koyup, sadece gülmek istedik tüm Yaz Okulu boyunca.
Başardık sayılır bence. Arada ufak gerginlikler olmadı değil ama onlar
sıcağa dayanamayıp, ertesi güne eriyip gittiler. Aklımızda kalan, güzel
saatler oldu.
Bütün bir ayımı anlatmanın imkanı yok,
keşke gözlemci olarak katılabilseydi insanlar. Her anından zevk
alırlardı, eminim. Mezun olup, muhtemelen bir daha hiç geri dönmeyecek
insanlara son kez bakarken bile, karşılıklı bir şekilde gözlerimizin içi
gülüyordu.
Temmuz'um güzel geçerse, kendisine dondurma
ısmarlayacağıma dair söz verdiğim birisi vardı. Şimdi o sözü tutmanın
zamanıdır.
Evet Temmuz, emin olabilmek için bitmeni
bekledim. İkimiz de inat ettik, uğraştık, çabaladık ve ortaya güzel bir
ay çıkardık. Bu ayın bütün teşekkürleri sana gelsin.
Şimdi, gel sana bir kahve yapayım. Yanında da krep yeriz.
Sessizce oturalım ve son dakikalarının tadını çıkaralım.
The Decemberists - Oceanside
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder