1 Temmuz 2012 Pazar

He Tamam Gideriz

Saat gecenin körüne geldiğinde, babamın ansızın gelip "Sen okulu ne zaman bitirmeyi düşünüyorsun?" sorusunu sormasıyla beraber 'hass.ktir ya, sanırım duruma uyandılar!' hissine kapıldım ve orta şeritten giderek "Bilmiyorum baba, elimde olsa yarın bitiririm" cevabını verdim. Babamdan "LAN GERİZEKALI, KİMİN ELİNDE OKULU BİTİRMEK, TEKELCİ VOLKAN'IN MI ELİNDE!" tepkisini beklerken, sorulan sorunun amacının bambaşka bir şey olduğunu belli eden cevapla karşılaştım...

"Hayır, annenle de konuştum ben, okulu bitirdiğin zaman olmazsa bir altı aylığına filan seni İngiltere'ye yollayalım diyoruz. İngilizcen daha da gelişir, istemez misin?"

Babamın yaptığı İngiltere teklifinden sonra içimden geçen ilk cümleler şunlar oldu;

"NİYEYMİŞ!!! BEN SİZİN OĞLUNUZ DEĞİL MİYİM!!! EVLATLIKTAN REDDEDİN OLDU OLACAK! İSTEMİYOR MUSUNUZ BENİ BURALARDA!!! NİYEYMİŞ!!! SEVMİYOR MUSUNUZ SİZ BENİ?!"

Evet, bu tepkim, zamanında beni Ankara'ya yollamak istediklerinde verdiğim tepkiyle aynıydı. Tek fark, bu kez içimden tepkiledim.

Adam beni İngiltere'ye yollamaktan bahsediyor, ben içten içe trip atıyorum. Kesin savunma mekanizması olarak geliştirmişim bunu, aklıma ilk olarak bu tepkiler geliyor. Neyse ki, bu kez kendime gelmem sadece birkaç saniyemi aldı ve "E kalacak yer ne olacak?" dedim. "Bir sürü akrabamız var orada, elbet birileri seni kabul eder" cevabını almamla, yine içten içe "Elbet ne demek ya? Hani akrabaydık lan! Hani birbirimizi koruyup kollardık! Elbet ne demek!" gerilme kuvvetine sahip oldum.

Aradan yine kısa bir süre geçtikten sonra gerçekler, yüzüme hafif bir su darbesi gibi çarptı;

"Aman canıııım, okul dediğin kimbilir kaç yıl sonra bitecek...Peh! Şimdi böyle şeyleri düşünmenin ne anlamı var allasen! Ben okulu bitirene kadar unutulur gider. Zaten küresel ısınma var, ben mezun olana kadar İngiltere dediğin yer, sular altında kalacak."

Bu düşünceyle beraber kafam tekrar rahatladı ve babama "He tamam giderim baba, neden olmasın" dedim. Neden olmasın...çünkü okul bitmeyecek.

Uyudum ve haliyle uyandım. Şimdi kafamı duvarlara vuruyor ve "GÖT OKUL, BİTSENE LAN! İNGİLTERE'YE GİDECEM BEN!" diyorum.

Ankara'ya gidişim çok iyiydi lan benim. "SİZ BENİ YANINIZDA İSTEMİYOR MUSUNUZ!" çıkışımla beraber konu orada kapanmıştı. Aradan birkaç hafta geçti ve durup dururken "Tağam tağam, Ankara'ya gitçem ben" demiştim. "Oğlum emin misin, bak gitmek zorunda değilsin" rahatlatmalarının üstünden yirmi dört saat geçmemişken, babam boruyu koymuş ve "Mehmet'le konuştum, dersane işi tamamdır" demişti. Bu borunun altında kalmak istemeyen annem ise, dersane işinin hallolmasından kısa bir süre sonra "Ben de Ümran'la konuştum, Oz'un orada kalacak olmasına çok sevinirlermiş" demişti. Henüz on yedi yaşında ne borular görmüştüm, içinde merhamet yoktu.

Hep babamın başının altından çıkıyor lan böyle şeyler...Yalnız, İngiltere'de çok kızıl varmış diyorlar. Çilleri olan da varmış...Süt beyazı teni olan da bulunurmuş...Zaten İrlanda hemen dibindeymiş...OKUL GÖZÜNÜN YAĞINI YİYİM BİT LAN!

Regina Spektor -  Ne Me Quitte Pas

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder