Yatağıma uzanıp, kendimi saatlerce uyuduğuma dair kandırmaya çalıştığım o ilk geceyi hatırlamak isterdim. Bu durumun nerede, nasıl ve neden başladığını bilmenin belki biraz yardımı olabilirdi.
Pazar günlerine, benim dışımda da mutsuz kalkan insanlar olduğunu görmek sevindirici. Önce onların sorunlarını hallediyorum. Her zaman mesafeli yaklaştığım telefon konuşmalarını yapıyor ve çevremdeki mutsuzluğu en küçük zerresine kadar ortadan kaldırıyorum. Ardından, onlara ayak uyduruyor ve elimle saklamaktan hiç vazgeçmediğim gülüşümü; kahvaltı masasından, sokaklardan, esnaftan ve bir şeyler söylemeye gayret gösteren arkadaşlardan esirgemiyorum. Yalandan bile olsa, gülmek güzel.
Moda'ya gitmeyeli çok uzun zaman oldu. Bankımla paylaşmaktan vazgeçtim mutsuzluğumu. Alışkanlık yaratıyor... Konuşmayı öğrendiğin an, daha fazlasını, önünde duran kişiye bakmadan paylaşmak isteyebiliyorsun... Ve bu çok korkutucu.
Oysa ben hep karşımdakine bırakırım seçimi. Hep basit olmuşumdur ama kimse inanmamıştır bana. Kalabalık cümlelerden hiç hoşlanmamışımdır. Evet ve hayır kadar net duruşlarımız olsaydı, her şey çok daha kolay olurdu. Şunun da farkındayımdır ki, en kalabalık cümlelere, çoğu zaman hep ben sahip olmuşumdur. Çünkü kimse benden bir cevap beklemez. Ben gereken süslemeleri yaparım... Zamanı akıtır, paragraf sonlarına kolayca ulaşmanızı sağlarım. Sonuç kısmıysa size kalmıştır.
Duyguları dahi çözümleyemeyecek kadar iş görmez birisiyimdir ben. Bu kadar konuşmamım nedeni de sanırım tam olarak bu. İçlerinden birkaçının, söylemek istediğim şeyler olması umudu...
Kendimizi gözümüzde büyütmeyi bıraksak iyi ederiz. Hepimiz için en iyisi bu.
Şimdi, biraz rahatlayalım. Gözlerimizi kapatalım ve yanımızda olmasını istediğimiz kişiyle, bulunmak istediğimiz en küçük manzaraya sığmaya çalışalım. Sizi, sekiz dakika elli üç saniyelik Comforting Sounds'a davet ediyorum.
Joe Purdy - Make It Up
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder