İşleri berbat etmeye hep sempati duymuşumdur. Doğru olanın bu olduğuna inanırım. Kendisini daha iyi tanıması için insanın, yanlış yapması gerekir. Bir şeyleri yoluna koymayı öğrenmek için önce ayağınız çamura batmalı.
Kişilerin beni sevmesindense hep korkmuşumdur mesela. Doğru giden her şey tüylerime kadar işler. O zamanlar, hata yapmayı tercih ederim. Doğru olmak konusunda hiç iyi olmamışımdır ve istersem bunu başarabileceğimi görmek beni korkutur. Ne bileyim, sanki geri dönüşü olmayan bir yerdeyimdir ve yolların dikenli olup olmadığını bile bilmiyorumdur.
Durup, hata yapacağım yeri artık bana sormuyor mimiklerim. Tamamen doğaçlama ve son derece akıcı bir şekilde, yapılması gerekeni, benim için yapıyor. Söylemem gerekenler kalıplaşmış ve dışına çıkamıyorum.
Kolay kolay pes etmiyorum aslında. Sadece, kimin için, ne amaçla mücadele ettiğimi bilmek istiyorum. Adımların sayısı arttıkça daha fazla sorguluyorum ve her bir adımım, yanlış girilmiş bir sapağı daha fark etmemi sağlıyor. İlerlemek zorunda kaldığım her yanlış sapağı, gidilebilecek en güzel yola çevirmeye gayret ediyorum. Sıcaklık kokan asfaltı döküyor, etrafını trafik lambalarıyla süslüyor ve otoban çizgilerini teker teker, kendi ellerimle çekiyorum. Yeter ki, yol pes etmeme neden olacak kadar engebeli ve bozuk olmasın. Lambalarımın ışığını söndürmesin ve çektiğim çizgilerin boyasının kurumasına izin versin. Sadece, izin versin işte.
Ben sadece, ayağımın takılacağı o ilk noktadan itibaren, yanlış yapma hakkını edineceğimi düşünüyorum. Kusursuzluğun göze hoş gelmediğini ben de biliyorum aslında. Her eksiğe, bir yanlışla karşılık vermek oldukça çocukça. Bu yüzden de hakkımı, en göz alıcı anda ortaya çıkarmak üzere iç cebime koyuyor ve devam ediyorum. Biraz da rahatlıyorum açıkçası. Hiçbirimizin mükemmel olamayacağını görmek, bana huzur veriyor.
Yaratabilirim... En terli yokuşları çıkabilir ve vardığım tepe noktasında tek bir saniye bile beklemeden, yokuş aşağı koşmanın zevkine varabilirim. Ne kadar güzel olursa olsunlar, sonunda hiç düşünmeden yolun ortasına bıraktığım insanlardan özür dileyebilir ve bana eşlik etmelerini isteyebilirim. Pişmanlıklarımı sırt çantamda saklayıp, yürümeye ara verdiğim zamanlarda onlarla yüzleşebilirim. İki kişilik yolculuklar için, yan koltuğumda yer açabilir, kulağımın dibinde bağırmasından zevk aldığım müziği bile dinlemeyi bırakabilirim.
Yani, yaratabilirim... Nefret etmenin yanlış duygu olduğunu anlar ve doğru duyguyu, kendim için yaratabilirim. Sen yeterki trafik lambalarıma zarar verme.
"Bugün, mutlu olmak için hiçbir şey yapmadım. Bu yüzden kendimden özür dilemeyi ise aklımın ucundan dahi geçirmiyorum."
Greg Laswell ft. Sara Bareilles - Come Back Down
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder