Üniversitenin ilk senesinde; ismi önemli olmayan bir dersin ödevini, kaynak olarak ilkokul seviyesindeki bir kitabı kullanarak yapmış ve o ödevden 90 almıştım. O zamanlar bu okulun çok kolay biteceğini düşünüp, günlerimi "İşte şimdi ağzınıza s.çtım" diyerek geçiriyordum.
Aynı dersten ilk senemde kaldım çünkü hocamız; Ornella denen hatunun, kendisinin zayıfladığına dair kocasını inandırmak için tatile nereye götürmesi gerektiğini sordu ve bu çok saçmaydı.
Aynı dersten ilk senemde kaldım çünkü hocamız; Japonya'da gerçekleşen muhteşem konserin ortasına bir uçak düşürttü ve bilmem kaç Filipinli'yi, Japon'u ve Kenyalı'yı gözü kapalı öldürüp, iki tane Kayserili vatandaşımızı sağ salim kurtardıktan sonra, bu uçağın kaza yapana kadar kaç kilometre yol yaptığını sordu ve bu çok saçmaydı.
Aynı dersten ilk senemde kaldım çünkü hocamız; sondaj çalışması sırasında iki işçiyi muhabbete daldırttı ve bu yüzden bizim serseriler yanlışlıkla dünyanın ortasında koca bir delik açtılar. Sondaj borularının metresi 3 liraydı ve bu iki kafadarın şirketi toplamda ne kadar zarara uğrattığını bulmamız gerekiyordu ve bu çok saçmaydı.
Aynı dersten ilk senemde kaldım çünkü hocamız; her yerde karşıma çıkan Kanada'dan tam 1000 tonluk altın elde ettikten sonra, bu altınları nereye satarsa en iyi kâr marjına ulaşacağını sordu. Tahmin ettiğiniz gibi, bu çok saçmaydı.
Aynı dersin ilk kısa sınavından 100, ödevindense 90 almama rağmen kaldım çünkü hocamız gösterip de vermeyenlerdendi.
O dersi geçtikten sonra, hayatın artık çok daha kolay olacağını düşünmeye başlamıştım. Çiçekler daha bir canlı, güneş daha bir sarı, insanlar daha bir sevecen ve brokolinin kokusu daha bir çekilebilir geliyordu. Nitekim bu süreç oldukça kısa sürdü çünkü o hocanın DNA'larının farklı vücutlara serpilmiş olduğunu fark ettim. Birisi bitiyor, diğeri başlıyordu. Hatta bazen, birisinin bitmesini bile beklemeden karşıma çıkanlar oluyordu.
Sanırım bu okul bitmeyecek ama sorun değil. Aslında sorun. Bilmiyorum.
Ne zaman biteceğini kestiremediğim bir okulum var ve sanırım beni bu konuda en çok sıkıştıran isim bir dayıya ait. İşte bu da çok saçma.
Genç ve kendini genç sanan kişilerle konuştuğum zamansa, söyledikleri tek bir şey var, "Uzat tabi ya, gençliğin en güzel zamanları bunlar". Şimdi, onlara buradan seslenmek istiyorum... Çok rica edeceğim, usulca s.ktirip gidiniz.
Mümkünse Gökhan Özoğuz da s.ktirsin gitsin çünkü parayı bulduktan sonra "Benim güzel hatalarım var" diye haykırmak çok kolay.
Şimdi ben çay içmeye gideceğim çünkü bu kez kahve içmeyi ciddi anlamda bırakmak zorunda kalmış olabilirim.
Athena - Kendi Yolumda
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder