Durağan verilerin 'ergodik' ve 'ergodik olmayan' veriler olarak ikiye ayrıldığını öğrendiğimden beri, hayatın çok daha renkli olacağını ummuştum ama pek bir değişiklik olmadı. Aksine, yarınki sınavda cevap olarak 'ergodik' ve 'ergonomik' veriler yazmaktan korkmuyor değilim.
Üşüyoruz. Evet, öğrencicek üşüyoruz. Sanırım bunun nedeni psikolojik. Kaloriferlerin açık olduğunu, peteklere dokunduğumuz an hissettiğimiz sıcaklıktan anlıyoruz ama üşüyoruz işte. Üstümüzde yüklüce kırgınlık var. Bunun nedeninin de psikolojik olduğunu düşünmeye başladık. İşin özü, sanırım çalışmak istemiyoruz ve vücudumuz bunun için etrafa sunabileceğimiz çeşitli bahaneler üretmekle meşgul. Ellerimin aylarca buzlukta bekletilmişçesine soğuk olmasıysa bir bahane değil, olağan durumun bir üst raddeye terfi etmesinden ibaret.
Gelecek doğum günümde yoğuşmalı kombi istemiyorum. Evet, benim için almış olduğunuz ve hediye etmek üzere hazırda beklettiğiniz yoğuşmalı kombileri geri iade edebilirsiniz çünkü yeni bir kulaklığa ihtiyacım var. Şimdi, çok rica ederim bana bir kulaklık alın ve doğum günüme kadar beklemeden hediye edin.
Pazartesi gününün ilk mayışıklığıyla bazı büyük sözler söylemiş olabilirim. İşte, anlarsın ya, "Çok pis çalışacağım oğlum vizelere!" gibi sözler. Hah işte, o sözlerin yarattığı yanlış bilinçlenmeden dolayı tüm kamuoyundan özür dilerim.
Aklıma gelmişken... Sabahın ilk soğuğunda yenen sıcak poğaçayı özledim. Yıllar oldu, yine de aklımda kalan manzaranın yarattığı özlem dinmedi.
Okulu bırakıp sirke katılmaktan daha iyi bir fikir bulsam iyi olur. Yoksa, yapabilecek başka hiçbir şeyim kalmayacak. Yanlış anlamayın, sirk o kadar da kötü bir fikir değil aslında... Ama başka ihtimalleri de düşünüp, kendimi ağırdan satmak istiyorum.
Son olarak belirtmek isterim ki...
Vizeler başlıyor.
Joe Purdy - Balcony/Green Eyes
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder