22 Mart 2012 Perşembe

Kimsesiz Hayaller Dünyası

Selam blog, seni özlemedim.

Sakallarım, artık hızlı bir şekilde çıkıyor. Hâlâ tam anlamıyla bir sakal görünümüne sahip olmuyorlar ama olsun. Sonuçta, uzuyorlar işte... Ve ben, boğazıma takılıp, derin ağrılar yaratan kelimelere sahip olduğumda, sakallarımı kaşıyorum.

Yanaklarım o kadar da kötü değil. Ne bileyim, sıkılabilecek kadar bir et birikintisine sahibim en azından. Onlarla eğleniyorum bazen. Makas alımlık bir yanağa sahip olduğum için mutlu oluyorum çoğu zaman.

Avazım çıktığı kadar fısıldamak istiyorum uzaklara. Sesimin yankısını takip etmek istiyorum... Çünkü, bazen elimde kalan tek şans buymuş gibi hissediyorum.

Kimi, nasıl kırmamam gerektiğini hâlâ bilmiyorum mesela. Öğrenmeyiyse inatla reddediyorum, sanki pek bir marifetmiş gibi. Ne bileyim, çocukluğumdan bir parçayı daha zamanla paylaşıp, eritmek istemiyorum galiba.

Bırakın konuşayım, yapabildiğim tek şey bu. Baharat olarak katılan her bir 'tereddüt', irkilmeme ve sessiz adımlarla bir köşeye çekilip, oturmama neden oluyor. Farklı bir yol bilmiyorum çünkü. Kurallarla kuşatılmış cümle sınırlarının içinde yaşayamıyorum. Bırakın konuşayım işte, zaten yapabildiğim tek şey bu.

Vizelerim var. Bu haftamı vizelere çalışarak geçirdim. Bunu yazacağımı hiç ummazdım ama evet, pazartesiden beri vizelere hazırlanıyorum. Yine de umutsuzum... Bilmiyorum, herhangi bir konuda başarılı olmak bana göre değil sanırım. Biraz düşündüğümde bile, kendime gülüyorum.

Bazense, aslında huzurlu olduğumu ama bunun nasıl bir duygu olduğunu yıllar önce unuttuğum için, şu an bunun farkında olmadığımı düşünüyorum. Pek bir farklılık yok. Huzursuz olmadığımı söyleyebilirim... Ama bu, huzurlu olduğum anlamına gelmemeli.

Kimsesiz hayallerle yaşamayı seviyorum. Bir süreliğine de olsa, yalnız kalmıyorlar.

Foo Fighters - Times Like These(Acoustic)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder