Herkes yalan söyler...Bir şeyi yapmak istemediğimizde uydurduğumuz pembe yalanlardan ibarettir çoğu. Yani basit ve zararsızdır. Bahsetmek istediğim şeyse, gerçek, ağır, ileriye dönük ve planlanabilir yalanlar...İşte bunlar, yalan dediğimiz şeyin gerçek anlamıdır...Ve yalan söylemek, yalan söylenen kişiye verilen değerin tepe noktasına ulaşmasıdır.
İşin bataklık kısmından başlayalım...Hiç tanımadığınız birisine yalan söylemezsiniz...Sadece selamlaştığınız kişilere yalan söylemek gibi bir ihtiyacınız yoktur...Ara sıra konuştuğunuz ve "arkadaş" olarak nitelendirebileceğiniz kişilere söylediğiniz yalanların hiçbir anlamı olmadığını bilirsiniz...Her gün görmeye alıştığınız kişiler genellikle, hayatınızla ilgili önemli yalanlar söylemenize sıra gelmesini engelleyecek kadar uzun boş sohbetler yaptığınız kişilerdir...Dost diyebildikleriniz, hayatınızın içine fazlasıyla girmiş ve tüm gerçeklerinizi bilen kişilerdir...Zaten işin asıl kısmı da bundan sonra başlar.
Bazen hiç aklınıza gelmeyecek kişilere, hiç aklınıza gelmeyecek derecede değer verirsiniz. Çoğu zaman haklı çıkarsınız. O kişi, belkide zamanında haketmediği değeri aradan geçen zamanla haketmeye başlar. Önyargının olumlu taraflarından biridir belki de bu...Kabul edelim...O "yabancı" kişiyi, en yakın dostunuzdan bile fazla düşünürüz. O "yabancı" kişi, sizin konuşmaya can attığınız tek kişi olur bir süre sonra. Farketmez ya da kabul etmek istemezsiniz ama, artık hayatınızda dostunuzdan bile daha fazla değer verdiğiniz birisi vardır.
Muhtemelen salak değilsinizdir...Elbette o kişiye fazlasıyla değer vermenizin bir nedeni vardır. İlerisini görürsünüz... Hissedersiniz...Hayal kurarsınız...Mutlu olursunuz...Daha fazla değer vermeye başlarsınız...Ve karşınızdakinin de aynı değeri size vermesini istersiniz. İşin tehlikeli kısmı burasıdır çünkü hiçbir zaman, o değeri verip vermediğini bilemezsiniz. Bu yüzden daha fazla çabalarsınız. Bunun için daha fazla konuşursunuz, daha fazla anlatırsınız. Elinizdeki gerçekler azalmaya başladığında, onları yalanlarla harmanlar ve ortaya öyle sunarsınız.
Söylediğiniz çoğu yalan, hayatınızın bir parçasıymış gibi davranmanızı gerektiren suni gerçekler hâline gelir. Bu da işin en zor kısmıdır...En zor ve belki de en masum kısmı. Tek istediğimiz, çaresiz bir şekilde, biraz daha fazla önemsenmektir. Dozunda bıraktğımız ve suni gerçeğimiz hâline gelen o yalanı bir süre sonra yine mükemmel bir yalanla ortadan kaldırdığımız sürece, kişiyi suçlamak haksızlıktır.
Bir "yabancı" bana, sonuç bölümünü, giriş bölümünde yazdıklarını toparlamak amacıyla yazarsın demişti. Toparlanacak fazla bir şey olduğunu sanmıyorum. Dediğim gibi...Yalan söylemek, yalan söylenen kişiye verilen değerin tepe noktasına ulaşmasıdır.
Bowling for Soup - Almost
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder