23 Ekim 2010 Cumartesi

Bir Cumartesi Sabahı Vol. 1

Bir cumartesi sabahına, evinizin tavanından akan damlalarla başlamaktan daha heyecan verici bir şey yoktur...Anlatacağım hikaye, based on a true story'dir...

Not : Aşağıda anlatılanlar, öğrenci evine çıkma konusunda düşünceleri olan veya öğrenci evinde yaşamaya yeni başlamış kişiler için uygun değildir. Şiddet ve korku içerir...Lütfen küçük çocukları ekrandan uzak tutun. Çok yakında bakarlarsa ileride gözleri bozulur, allah korusun. Hayır çokta tatlılar, nazar değmesin. Vur vur tahtaya vur...

Cast

Oz - Jeofizik Mühendisliği Öğrencisi

X - İnşaat Mühendisliği Öğrencisi

Y - Endüstri Mühendisliği Öğrencisi

Doktor - Tıp Öğrencisi

Cumartesi...Saat dokuz...Dakikasından emin değilim...Ama buçuktan önceydi ondan eminim yani...Gerçi çokta önemli değil...Konudan sapmayın lan !

Herneyse...Üç ev arkadaşı ve bir misafir olmak üzere cuma gecesini batak oynayarak, çay içerek, bolçi yiyerek ve gereksiz espriler yaparak geçiren gençlerimiz yorulmuşlardı. Gece beş gibi herkes yatarken, Oz'u her zamanki gibi uyku tutmamıştı...Sabahlara kadar öküz gibi oturduğu yerde laptopla haşır neşir olan ve bir yandan da kahvesini yudumlayan Oz'a, sabahın ilk ışıklarından eşlik edecek kimse yoktu. Aferin Oz...Zaten anan baban seni oralarda sabahla, hiç ders çalışma diye yolladı...Ama geçen bir ödev yapmışım var ya...Bildiğin beş saat on beş dakikamı aldı lan...İnanmıştım o ödevi yapmaya ve inat edip yaptım. Takdir ettim kendimi...

Herneyse...Kulaklık yardımıyla müzik dinleyen Oz, saat tam dokuzda bir alarm sesi duydu ve içinden "Oha...Cumartesi günü ne alarmı lan böyle ?" diye geçirdi. Çokta umursamadı sonra gerçi...Birkaç dakika sonra garipten sesler duymaya başlayan Oz, bu seferde içinden "Yağmur yağıyor, onun sesi geliyor ya." diye geçirdi. Aradan geçen yaklaşık on beş dakikanın ardından X şahsiyeti salona girdi ve "Oğlum evi sel götürecek hiç mi haberin yok ?" dedi. Bu duruma şaşıran Oz üçüncü kez içinden düşünmeye başladı ve "Vay anasını bee...Uyku sersemliği böyle bir şeymiş demek ki...İnşallah ileride bana da nasip olur bu duygu." dedi. Cidden uyuyamıyorum lan kaç gündür. Abartmıyorum yani...Pazartesiden beri, uyku düzenini geç, bildiğin yatamıyorum. Ha şimdi, neden yatamıyorsun diyeceksin...Ne ?..Ha cevap bekliyorsun...Yok oğlum cevap mevap...Yani, klasik "Ya kanka yatınca derin düşüncele dalıyorum, çokta dertliyim yani biliyon mu..." durumu yok bende. Uyuyamıyorum, nokta.

Herneyse...X şahsiyetini gerçekten uyku sersemi olduğunu ama buna rağmen doğruyu söylediğini anlayan Oz, bir hışımla kulaklıkları fırlattı, salondan çıktı ve odaları dolaşmaya başladı...Evin çeşitli yerlerine tavandan, gerçektende sular damlıyordu. Bir tanesiyse, öldürücü olabilirdi...Küçük küçük gruplar oluşturarak damlayan su taneciklerinden bir grubu, ampulun olduğu yerden, ve birkaçı ampulun direkt olarak üstünden damlıyordu. Mühendislik zekasını mükemmel denebilecek kadar akıllıca kullanan Oz hemen aklından bir hesap yaptı..."Elektrik...Su...Çarpar...Evet çarpar."...Ardından, zaten halihazırda garipten sesler çıkarmaya başlamış olan ampulu yine mükemmel denebilecek bir cesaretle söndürdü. Bildiğin hayat kurtardım ya...Çünkü hafız şimdi şöyle bir şey var...Bugün çarpmaz, yarın çarpmaz, ertesi gün kafasına eser çarpar. Hayır yani ben söndürmesem, X şahsınında hiç aklına gelmeyecek yani. Ne hayatlar kurtardım kimbilir...

Herneyse...Odaları teker teker dolaşmaya devam eden Oz kendi odasına girdiğinde, Y şahsiyetine ait olan dizüstü bilgisayarın üstüne akan damlaları farketti. Harika bir el çabukluğuyla laptopu alıp, damlamanın olmadığı bir yere götüren Oz'un, pahalı bir elektronik aleti kurtarmanın verdiği gururu yaşaması için fazla zamanı yoktu. "Y ! Kalk lan kal ! Ev başımıza yıkılacak lan kalk !" yakarışlarıyla yatağından kaldırılan Y şahsıysa, bunun sadece kötü bir rüyadan ibaret olmasını diliyordu. Ama rüya olmasına imkan yok çünkü işi ben bozuyorum o noktada...Hani hepimiz uyuruz mesela tamam mı. Sonra hepimizi bu olaya kalkarız filan, o zaman lan bu rüya olabilir mi acaba diye düşünebiliriz. Ama ben uyumadığım için hiç, olayın rüya olma ihtimali ortadan kalkıyor sonuç olarak. Orda evet, işi biraz b.k etmişim ben.

Herneyse...Küçük gruplar halinde tavandan başlayan yolculukları zeminde biten su topluluklarının önüne geçmek isteyen öğrenciler, ellerindeki sınırlı sayıdaki kovayı kullanmaya başladı. Aramıza sonradan katılan Y şahsiyeti, yukarı kata çıkıp ne olup bittiğine bakmamız gerektiğini söyledi ve bu teklifi oybirliğiyle kabul edildi. Ha bu arada...Benim yatağımda yatan misafir doktorsa, bu olaylar esnasından hayvanlar gibi yatmaya devam ediyordu.

...to be continued

Travis - Mid-life Krysis

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder