Bazen hayatta en önemli şey, lahmacunu çatal bıçak kullanarak yiyen bir kuzene sahip olmaktır. Başka hiçbir şey değil....Oz, senin çatal bıçak kullanarak lahmacun yiyen bir kuzenin var mı ? Evet var. Güzel...O zaman bugün yalnız başına ölebilirsin.
Lahmacunu eliyle yemeyi reddeden kuzenimi geçelim...Kiracısının, yaz tatili esnasında bile evinde kalmasına sinirlenen ev sahibinden bahsedelim. Arkasından iş çevrildiğini düşünen ve bu yüzden kiracılarını evden çıkartmayı bile düşünen ev sahibi için atılan kahkahalara ortak olalım. Günlerce küfür edelim...İçimizi boşaltalım ve bir nebze rahatlayalım.
Ev sahibine bugünlük son küfürümüzü edelim ve beş gün sonra başlayacak olan yolculuktan konu açalım...Kampüsün sıcaktan kavrulacak, terli arkadaşlıklarına hazırlık yapalım. Köşeyi döndüğün her koridorda, sana selam verecek birisinin çıkacak olmasını düşünelim. Orta düzey sosyallikten, tekrar tehlikeli noktaya ulaşacak olan sosyalliğin olası getirilerine karşı önlemlerimizi alalım. Evet, yedi hafta boyunca gülme garantisi verilen etkinlikten bahsediyorum. Yaz okulu...Garantisini vermediği tek şeyse, neden güleceğiniz...Eğlenceden mi, sıkıntıdan mı, zorluklardan mı yoksa sıcaklardan mı ?
Beş gün sonrasının kavurucu sıcaklarını düşünmeyi biraz daha erteleyelim ve o zamana kadar elimizde kalanlara dönelim. Mesela, yaz ayının gelişini kutlayan yağmur damlalarına...Dışarı çıkıp bir süre ıslanalım. Hasta olmayı bile göze alalım. Sırılsıklam eve geldiğimizde, sımsıcak bir gülüşe sahip olalım. Blog yazılarımızda, cümle içerisinde karşıt kelimeler kullanmaya devam edelim ve prim yapalım. Böylesi daha havalı oluyor. Bana öyle dediler...
Hazır hasta olmuşken, yatağımıza uzanalım ve tavana bakıp düşünmeye devam edelim. Adımı bile hatırlamamasına rağmen, her gittiğimde bedavadan alkol tükettiğim o çocuğu hayal edelim. İlk gidşimde çıkardığım rezilliği hatırlayalım ve birazcık utanırken, bolca kahkaha atmaya devam edelim.
Bugün suratımızdan nefret edelim çünkü çok tatlı bir suratımız var...
Bugün ellerimizi kıskanalım çünkü o kadar şanslılar ki, hâla on tane parmağa sahipler...
Bugün yalnız olduğumuzu düşünüp duvara yaslanalım çünkü dışarı adım attığımız anda etrafımız, onlarcasını sayabileceğimiz insanlarla çevrili...
Bugün boş yere ağlayalım çünkü bir nedenimiz olduğu zaman ağlayamıyoruz...
Bence hepsini bir arada yapalım...Aynaya bakalım ve kendimize "Bu suratla birisini nasıl etkileyebilirsin ki ?" diye soralım. Sonra yalnızlığımızla birlikte duvara yaslanıp ağlamaya başlayalım. Dışarı çıktığımızdaysa, öteki kimliğimize bürünelim ve elini tutabileceğimiz birçok kişiden bugünün şanslısını seçip vakit geçirelim.
Sahip olduklarımızı gözardı etmeye devam edelim. Bencilliğimizin tavan yaptığı bu zamanlarda, aslında hiçbir şeye sahip değilmişiz gibi davranalım. Böylesi çok daha tatlı olsa gerek...
Belki her istediğine sahip değilsin ama işin heyecanlı kısmı da zaten bu ! Her istediğine sahip olamamak. Büyük ya da küçük, zor ya da kolay...Hiç farketmez. Her biri, senin yalnız öleceğini düşünmene sebep verebilecek kadar tehlikeliler. Etrafına bak...Ne kadar istersen iste, yalnız ölemeyecek kadar mutlu ve kalabalıksın aslında.
Ingrid Michaelson - Die Alone
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder