11 Haziran 2010 Cuma

Berberliğin On Par' Etmez Bu Bende ki Saç Olmasa

...Ve o saçlar kesildi...Aklıma başka diyecek bir cümle gelmiyor. Sadece bu...O saçlar kesildi ve nokta. Her şey hakkında boş bir şekilde konuşabilme yetisine sahip olan Oz, saçları kesildiğinde tıkanıyor adeta. Üç senelik koca bir dönem kapandı...Artık Oz'un saçları kısa.

"Antonio Banderas gibi çocuksun !" yorumlarıyla bir dönem gönlümde taht kuran berberim, dükkanını kapattığı an anladım...Ben aslında Banderas'a benzemiyordum. İçimde bir burukluk oldu...Artık bir Hollywood yıldızı değildim. Tekrar Oz olmuştum. Oysa hayallerim vardı...Antonio'ya mesaj çekip, Manhattan'ın arka sokaklarında kahve içecek ve birbirimize ne kadar benzediğimizden bahsedecektik. Artık hayatımda ne uzun saç, ne Antonio, ne de Ali Abi var...Elveda.

Saçlarımın yeni hâline alışmam nedense hiç uzun sürmedi. Aynaya baktığım ilk an "Tamam lan...Kabul edilebilir." dedim. Oysa ben hayatta öyle bir şey demem. İlk tepkimin "Bu ne yaa ! B.k gibi olmuş oğlum saçlarım !" tarzı cümlelerden oluşması gerekirdi. Bu kadar çabuk alışmam hiç hayra alamet olmasa gerek. Ancak yapacak bir şey yok...Hayra alamet olsa da olmasa da, beğensem de, beğenmesem de artık olan oldu. Siz de alışın, alıştırın.

Kesilen saçlarımın, berber dükkanının hemen hemen yarısını kaplamış olması, biran için yıllardır kafamda on iki kilo saç taşıyormuşum gibi düşünmeme neden oldu. Korkuyla eve geldim ve tartıldım. Neyse ki değişen bir şey yoktu...Hâla aynı kilo ve aynı zayıflıktayım.

Şuan için daha fazla saç konusunda konuşmak istemiyorum. X şahsının evindeki uçan karınca dehşeti beni çok etkiledi. Atom karınca diyorum ben onlara...Karıncalar bildiğiniz kanatlanmış ve heryerdeler...Evin içinde korku dolu anlar yaşadık. Ne kadar öldürürsek öldürelim, her defasında yeni bir tanesi ortaya çıkıyordu. Kırmızı renkliydiler ve gerçekten gariptiler. Çok kötüydü, çok...

Pazartesi günü tekrar okula gidecek olmanın garip duygusuzluğu içerisinde, ne yapacağımı bilmez bir hâlde geçiriyorum günlerimi. Bu sıradaysa, Greg Laswell eşliğinde kendimden geçiyorum. Üzüldüğüm her şeye, kısaca diyorum ki "Go on and take everything from me and more."...

Garip bir şekilde, uzun bir süredir evlenmesini istediğim tek bir çift var. Diğerlerinin evlenmek istemesi, ilişkileri, mutlulukları, üzünütüleri ve benzeri ögeleri zerre umrumda değil. Ben sadece Greg Laswell ve Ingrid Michaelson'ın evlenmesini isterim. Oysa, arkadaşlıktan öte bir ilişkileri var mı onu bile bilmiyorum.

Greg Laswell - Take Everything

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder