21 Mart 2009 Cumartesi

Gerçekten...Yoksa...

Gerçekten doğru denen şey başlı başına yalan mı, yoksa tek olan doğruya yaklaşamıyor muyuz ? Aslında değişken değilde kuralları belirlenmiş maddelerden mi oluşuyor doğru dediğimiz şey ? Ve biz ona yaklaşamadağımız için inanmak mı istemiyoruz tek bir doğru olduğuna?

Gerçekten kendimizle mi yüzleşiyoruz, yoksa kendimizi mi kandırıyoruz ? Kendimizde hata aramak çok mu ağır geliyor bize ? Başkalarına yüklemek tüm yanlışları içimizi mi rahatlatıyor ?

Gerçekten pencereden dışarı bakıp düşünmek hoşumuza mı gidiyor, yoksa konuşacak kimsemiz kalmamış mı ? Tüm gününü dışarıdaki boş sokağa anlatmak ve seni dinleyebilecek kimseyi bulamamak mı tüm neden ?

Gerçekten biz mi anlamıyoruz, yoksa o mu bizi anlamıyor ? Orta yol denen o ince çizgiden kaç metre uzaklaşmış olabiliriz ? Bir daha geri dönebilir miyiz ? Ya da dönmeye karar vermek için aslında yeni bir orta yol bulmamız gerekmez mi ?

Gerçekten umursamaz mıyız, yoksa yalan mı söylüyoruz ? Güçlü görünmeyi, birçok şeyi kaybetmeye değer mi görüyoruz ? Kolay mıdır gerçekten kaybetmek ? Güzel midir kendi isteğimizle ayağımızı bir yerlere takıp yine de ayakta kaldığımız göstermek ? Gerçekten buna değer midir ?

Gerçekten arkada mı bırakmalı zaman geçtikçe birşeyleri, yoksa buna mı alıştırılmışız ? Her başlayan yeni şey, eskinin yerini almak zorunda mıdır ? Şartlar bunu mu gerektirir ? Bir köşeye atılmak ya da atmak mı gerekir zamanı geldiğinde ?

Gerçekten çok mu çirkiniz, yoksa kendimizi öyle mi hissediyoruz bazen ? Daha düne kadar bakmaktan çekinmediğimiz suratımıza bugün bakmak istemiyorsak bunun nedeni nedir ? Eğer kendi kuruntumuzsa bu, neden böyle birşey düşünmüşüzdür ? Gerçekten böyle hissediyorsak kimler veya neler bizi bu hale getirmiştir kısacık zaman diliminde ? Yeniden aynaya ne zaman bakmak isteriz ?

Gerçekten canımızı acıtıyorlar mı, yoksa kendimiz kendimize mi çektiriyoruz bu eziyeti ? Buna neden izin veriyoruz ? Çekiniyor muyuz herşeyin güzel olduğu bir hayattan ?

Gerçekten çok cesaretli miyiz, yoksa söylediğimiz kelimelerle mi sınırlı cesaretimiz ? Söylediklerimizin kaç tanesini gerçekten yapabiliriz ? Ya da kaç tanesini gerçekten yapmak isteriz ?

Gerçekten hiç yaşanmamış gibi davranabilir miyiz, yoksa kendimizi mi kandırırız ? Bir anda hafızamızın bir kısmını yitirmiş gibi hayata devam edebilir miyiz ?

Gerçekten bir gün ortaya çıkıp eski yaşamamımıza dönebilir miyiz, yoksa geri döndüğümüzde orada hiçbirşey bulamaz mıyız ? Bizi en başta, dönmek istediğimiz yaşamdan uzaklaştıran neden nedir ? O neden bize bunu yaptırdığı için mutlu olur muyuz ?

Gerçekten isteklerimizi her zaman bir kalemle yazsak yeter mi, yoksa daha çok çaba mı gerekir ? İstediğimiz zaman yazsak, ihtiyacımız kalmadığında silsek. Kalemin ucu mu daha çabuk biter, yoksa silgimizin ufalıp yok olduğunu mu görürüz daha önce ? Gerçekten her seferinde, sadece ihtiyacımız olduğunda kalemimizi alıp resmimizin içine onu da çizmek yeterli midir ? Herşey eskiye döner mi gerçekten yine ?

Gerçekten insanların uzaklaşmasını çaresizce izlemeli miyiz, yoksa ''Dur'' demek bize zor mu geliyor ? Alacağımız tepkiden mi utanıyoruz ? Ya da artık konuşacak gücümüz mü kalmamış ?

Damien Rice - Sleep Don't Weep

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder