31 Mart 2009 Salı

1(2) Memories'in Anatomisi Vol.3

Çok önceden yaratılmış hikayeyi yazacağım bu sefer. Yeni kurgulanmış birşey olmayacak ama buraya ilk kez yazmış olacağım. Bugün ki şarkımız ''Happy To Hang Around''...

Albümün buruk kahraman solisti Fran Healy'mizi artık birazcık bıkmış, biraz da durumu kabullenmiş görüyoruz yazdığı bu şarkıda. Onun hislerini benim düşüncelerimle harmanlayarak, değişik bir hikayeyle üçüncü kez açığa vurmanın vakti geldi.

Her zamanki gibi esas oğlan yine sahnede. Önce kayalık gibi bir yerde ayaklarını aşağıya sarkıtarak oturmuş vaziyette, güneşin batışını izlerken görüyoruz. Bütün olumsuz şeyler sanki onu takip ediyormuş gibi hissediyor. Albümün geneline baktığımızda doğal olarak bir de kadın lazım hikayemize. Esas oğlan çok sevmiş. Herşeyi kabullenmiş onun için. Uzun bir süre belli etmemeye çalışmış hislerini ona. Çekinmiş...Söyleyeceği en ufak olumsuz sözün onu ne kadar yerin dibine sokacağını biliyormuş. Kadın yavaş yavaş hissetmeye başlamış bu ilgiyi. Sonunda esas oğlan dayanamamış ve umutsuz bir şekilde içindekileri birer birer dökmüş...

Kadının tepkisi o kadar fazla ki...Çok incitici. Olumsuz konuşmaktan çok daha fazlası yaptığı. Küçümseme, dalga geçme ne derseniz deyin. Bizim çocuğu çok fazla üzüyor bu ama içten içe şunun farkında...''Ne dersen ne, ne kadar üstüme gelirsen gel. Ben sana içimdekileri söylediğimde zaten çoktan bataklık beni içine çekmişti.''.

Artık sadece yıkılmış, yenilmiş insanları görmeye başlıyor çocuk. Kimsenin zafer kazanamadığı ama denemekten bıkmadığı o dünyada buluyor kendini bir anda. Etrafında o kadar fazla kişi var ki aslında...Ama o çok yalnız. O kayalıkta otururken güneş doğuyor ama o güneşin batışını izlemek istiyor sadece.

Kadın küçümsemeye devam ediyor onu. Çocuğun yaşadıkları hiç umrunda değil. Eline geçen her fırsatta, adının geçtiği her ortamda kesinlikle onunla ilgili küçük düşürücü birşey anlatıyor. Kadın nasıl bu kadar nefret dolu olabilir ve çocuk böyle bir kadına nasıl tutulabilir şaşırıyorsunuz. İmkansız birşey gibi geliyor kulağa.

Artık silkinmenin vakti geliyor. Aradan uzun zaman geçmiş ve çocuk oturup öylece kendisine acımanın hiçbir işe yaramadığını anlıyor. ''Zaten en sondayım. Daha fazla ne kaybedebilirim ki ?'' diyor kendi kendine. Haksız da sayılmaz.

Hayata yavaş yavaş geri dönüyor ama uzaktanda olsa o kadını sevmeye devam ediyor. O kadar önemli birisiydi ki onun için zamanında o kadın. Kolay kolay vazgeçemiyor. İncitmeden, kendini belli etmeden...Sadece izliyor onu. Aşık değil ama hayran. Hoşlanmıyor ama bağlanmış. Garip bir duygu içindeki. Uzaktanda olsa onun mutlu olduğunu görmek biraz içini acıtsa bile genel olarak huzur yaratıyor içinde. Kadın aslında zamanla fark ediyor durumu ve bundan çok büyük bir haz alıyor. Kendi gözünde zaten ulaşılamaz olan o büyük değeri daha da fazla katlanıyor.

Her geçen gün içindeki hisler kayboluyor ama yavaş yavaş. Kolayca bir günde kaybolacak şekilde değil.

Çocuk mutlu...Çocuk huzurlu...Çocuk hayatına devam ediyor. Başından geçenleri düşündükçe içindeki garip hüzün-huzur karışımı duygu, suratına ilk bakışta anlaşılamayacak kadar küçük bir tebessümle yansıyor.

Bir yere oturuyor çocuk. Tek başına, kahvesini yudumluyor. Etrafa bakınırken bir zamanlar çok sevdiği o kadını görüyor. Amacı bugün onu izlemek değildi aslında. Rastlantı eseri aynı ortamda bulunuyorlar. Çocuk pek fazla takmıyor bu durumu çünkü artık eskisi kadar fazla düşünmüyor onun hayatında olup bitenleri.

Kadın çocuğu fark ediyor. Suratında ego tatmininin verdiği sırıtma oluşuyor. Yavaş yavaş, yüzündeki sırıtmayı saklamadan çocuğun masasına oturuyor. Her zaman yaptığını yapmaktan vazgeçmiyor. Konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor. Konuştukça cümlelerin içerdiği anlam daha da ağırlaşıyor, çirkinleşiyor. Kadın karşısında hâla onu deliler gibi seven aynı çocuğun olduğundan emin. O yüzden bu kadar rahat aşağılayabiliyor onu. Konuşması bittiğinde masadan kalkmıyor. Sanki ona acıdığından bu seferlik kendisiyle vakit geçirmesine izin veriyormuş gibi.

Kısa bir zaman geçiyor aradan. Çocuk önce biraz sırıtıyor. Sonra gülmeye başlıyor ardından kahkahayı basıyor. Kadın şaşırıyor ve olup bitene anlam veremiyor. Çocuk oturduğu sandalyesinden yavaşça ona doğru yaklaşıyor ve ''I'll never get into your heart...I'm just happy to hang around.'' diyor. Kalkıp gidiyor sonrasında. Hiç umursamadan arkasında bıraktığı ve zamanında deliler gibi sevdiği kadının şuanda ne yaptığını. Kadının yapabileceği hiçbirşey yok. Olduğu yerde kalıyor. Biraz önce yaşananlar imkansızmış gibi geliyor ona ama yaşandı. Hikaye bitiyor.

Biraz uzun bir hikaye oldu sanki ama yazarken hiç farkına varamadım. Sabırları fazla zorlamamıştır umarım. Gerçi zorlasa bile banane o da ayrı mesele tabi. Bu arada, zamanında bu hikayeyi yaratmamda bana yardımcı olan Y şahsiyetine de teşekkür etmek gerekir sanırsam.

Travis - Happy To Hang Around

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder