11 Haziran 2014 Çarşamba

Zeus'un Sinsi Cuması

"...Aylar yılları kovalamış, epey zaman harcanmış bu şekilde. Zor ve sessiz vakitlerden geçmiş Mehmet. İçine hapsolduğu bedende, ruhun eksik nefesini dillendirmemesi adına hapsedilmiş. Ne de olsa minicik, ama ortaya çıktığı vakit büyük tehlike arz edebilecek bir eksiklikmiş. İki yaşına ayak basmasına az bir süre kalmışken, bedenin içine süzülen o huzur, çocukluk hayali olarak yer edinecekmiş Mehmet'le birlikte. Oysa Zeus'un nefesi zamanında bir tutam daha yetebilseymiş ruhu üflemeye, Mehmet diye birisi hiç olmayabilirmiş.

Dile kolay, neredeyse yirmi dört yıl harcanmış, Mehmet'in egemenliğini ilan edip, duygulara özgürlük vermesi için. Beden, ani huzurun sarhoşluğuna karşı koyamamış, zaten koymak da istememiş. Birdenbireymiş işte. Her kelime, her temas, her duygu...

Ama Zeus sinsiymiş.

Dünya nüfusunun azami sınıra ulaşmasıyla birlikte emekliliğini veren Zeus'un elinde onlarca aroma kalmış. Özlüyormuş eski günleri. Kesip biçtiği bedenlere üflediği aromatik bedenleri hatırlayıp üzülürmüş, diğer emekliliğini veren tanrı arkadaşlarıyla kahvede okey oynarken. Ibiza'ya da gidememiş zaten. Yaşlılıktan olsa gerek, yol gözünde büyüyüp duruyormuş.

Canı çok sıkılıyormuş Zeus'un. İnsanlara ceza bahşettiği vakitleri geri istiyormuş ama imkansızmış. Halihazırda, gözden kaçırmış olmasından dolayı iki bedene de tam bir ruh üflemek zorunda kaldığı için, tüm o şenliklerin ardından Dike tarafından ceza almışlığı ve bir daha 'Beden Ayırma ve Ruh Eşleme (BARE) Merkezi'ne girişinin yasaklanmışlığı varmış. Üretime ara veren bu merkez, vakti geldiğinde yeniden çalışmaya başlasa dahi, Zeus ziyaretçi kimliğiyle bile giremeyecekmiş o yere. Ne zaman aklına gelse bu ceza, sinir hasıl olurmuş hislerine.

Günlerden, yine eşli okey oynanılan bir Cuma, Zeus tam sekiz tur boyunca okeye dönmüş. Dokuzuncuya sıra gelmeden ise Fraude bitivermiş. Hem de çift okeyle...kandırılmışlığı, aptal yerine konulmuşluğu kendine yakıştıramayan Zeus 'HER ZAMAN BÖYLE PİSLİK MİSİNDİR FRAUDE!' diyerek, tek elinde tuttuğu ıstakayla birlikte hareketlenmiş. Tam hamlesini yapacağı sıradaysa duruvermiş ve Fraude'e 'Bir fikrim var...akşam beni görmeye gel hilekar kadın!' demiş.

Akşam olduğunda Fraude, ego dolgulu çikolatalarla Zeus'a gitmiş...

Kapı açıldığında, Fraude'un tek kelime hürmet sunmasına izin vermeden elinden tuttuğu gibi koca demirlerle süslü bir odadan içeri sokmuş Zeus. Kilidini açmadan önce de sert bir dille uyarmış, 'Olursa bundan birisinin haberi, ilk terk eden kellen olacaktır bedenini!'...

İçeri girmişler. On yedi adımlık mesafenin sonunda, gizemli bir dolabın önünde durmuşlar. Zues, titizlikle açmış dolabı. Ve Fraude, donakalmış gördüğü büyüleyici manzara karşısında.

Neredeyse bir dakika süren suskunluğun sonunu getiren, Zeus'un planı olmuş, 'Gördüğün gibi, elimde onlarca aroma kaldı ve hepsini de denemek için can atıyorum. Ama üfleyebileceğim beden kalmadı. Diyorum ki; eğer bana yardımcı olursan, var olan bazı bedenlerden ruhları çekip, onların yerine elimde kalan aromatik ruhları üfleyebilirim. Ne dersin?'

'Dahiyane bir fikir!' demiş Fraude. Heyecanlanmış tabii, ne de olsa hile tanrıçasıymış. Bu tarz fikirlere oldu olası bayılırmış, 'Peki, bunu nasıl yapacağız?!'

Üflenen ruhların geri çekilemez olduğundan, ancak tüm ölümlülerin yarı ruhla yaşadığından bahsetmiş Zeus. Ola ki elinde kalan aromatik ruhlarla, eksik kalan ruhlar tamamlanırsa, tazeliğinden kaynaklı olarak eskimeye yüz tutan ruhu kolayca zaptedebileceğini anlatmış. 'Ancak' demiş, 'Ancak henüz tazeliğini koruyan bir ruh var. Şu, şölenlerle yeryüzüne gönderdiğim yağmur damlasını hatırlıyor musun?'

'Hatırlamaz olur muyum?' diye cevaplamış Fraude.

'İlk olarak ondan başlamanı istiyorum' demiş Zeus ve eline aldığı kan kırmızısı aromaya bir süre bakmış, 'Ona, bu aromayı vereceksin. Yalnızca bu çürütebilir, üflemiş olduğum tam ruhu. Diğer ölümlülere istediğin aromayı üflemekte serbestsin. Hünerini göster Fraude'

Çürütmek...ne zalim Tanrı olmuş Zeus. 'İlk olarak kan kırmızısı aromadan başlamanı istiyorum! Olabildiğince çabuk bitir işini...Hiçbir ölümlü, beni cezaya mahkum edemez!'

...

Tijen. Velev ki Zeus ibne...özür dilerim, ben kelimelerimi Mehmet kadar özenli seçemiyorum. Herneyse, ne diyorduk? Evet, velev ki Zeus ibne. Koskoca tanrıya tavır mı alalım? Seni yeryüzüne hiç düşürmeyedebilirdi. İstese, bir şekilde üstünü kapatırdı yaptığı hatanın. Bence kapatırdı.

Fotoğraftaki ufaklık...belki de dalgın gözleriyle, sessizce seni arıyordu Tijen. Tabi bilmiyordu o sıralar, anlamlandıramıyordu. Yalnızca, hayalinin dürtüsüyle bakıyordu etrafa. Kimbilir...

Özgürüm Tijen. Üç temel neden var bu hisse sebep olan. Hiç olmadığım kadar özgürüm.

Benden öncekilerde bulabilirler acıyı, özlemi...ama ben giderken, kendimden yalnızca 'çaresiz' suretimi bırakırım, hatırlanmak istenmeyim diye. Hatırlanmaktan nefret ederim. Ve eğer iyi biri olur, zavallı bir halde görünürsen son kez, kimsenin içinde ukte kalmayacaksındır.

Imagine Dragons - Demons

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder