Pre-Intermediate sınavından 93 almamla beraber, hayattaki tüm misyonlarımı tamamlamış gibi hissediyorum. Görevlerimi harfiyen yerine getirmiş ve artık inime çekilebilirmişim gibi...
İtiraf ediyorum, kursun çancı piçi bendim. Gerçi, 50 puan ve üzeri alan herkes kur atlayabiliyordu ama olsun. Hayatımın bir köşesinde bu hissiyatı yaşamasaydım, içimde ukte kalırdı.
Artık sessizliğe gömülüyorum. Bir deste iskambil kağıdının tamamını kullandım. Nasıl o kartlar on üçer tane karo, kupa, maça ve sineğe ayrılıyorsa; benim de elimde on üçerden dört tane yansıma vardı sanki. Hepsini dışavurdum. Her biri, benden bir kesiti yansıtıyordu. Kimisi anlıktı, kimisi geçmişten. Bazısı hissediliyordu, bazısıysa söylenmesi gereken yalanlardan ibaretti.
Kendime, iyi biri olduğumu ispatlamak için yaptığım davranışlar geldi aklıma. Otogarın banklarına uzanmış olan evsize uzattığım simit ve sırf uyuz oldular diye yaşlı bir amcayı Bolu'da terk etmeye çalışan otobüs görevlilerine kafa tutuşum. O gün nasıl bir ruh halindeydim acaba? Üstüne üstlük, tüm bunları anlattığım ilk insanın 'Dünyayı sen mi kurtaracaksın?' tepkisi bende büyük bir rahatsızlık uyandırmıştı.
Belki kimsenin kahramanı olamayacaktım ama istediğim de bu değildi. Ben sadece, kötüye emanet edemezdim insanları.
Aklıma geliyor da, The Big C'nin finali ne kadar karmaşık duygularla kaplıydı öyle.
The Cinematic Orchestra - To Build a Home
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder