7 Nisan 2014 Pazartesi

Sad Story

Öncelikle, oyumu verdiğim muhtar adayının adı Cavit değil, Cahit'miş. Heyecanla sonucu beklediğim muhtarlık seçiminde, bu denli umursamaz şekilde oy kullanmış olmam ilginç bir ironi. Adamın adına bile bakmamışım ya lan ben...Ne bileyim, 'C' harfini görmek yetti sanırım.

Sonrasında pişmanlık da duymuştum aslında, 'Ulan keşke ihtiyar heyetinde bulunanların isimlerine baksaydım, belki bir tanıdık çıkardı' diye. Lakin, ben daha muhtarın adına bile adam akıllı bakmamışım.

Ya, benim mantığım belliydi. Ersoy'u devirecektik. Sakine'yi de desteklemeyeceğimize oy vermek için sırada beklerken karar vermiştik. Öyle olunca, geriye zaten tek aday kalıyordu. İsminin ne önemi vardı ki o saatten sonra. İsterse 'Tahtabacak Anderson' olsun.

Sonraları öğrendim ki, ne olaylar dönmüş bizim mahallede efendi! Bu Cahit, gitmiş Sakine'ye demiş ki; "Bak ben adaylıktan çekileyim, sen de beni ihtiyar heyetine yaz. Senin olmadığın zamanlar, yerine vekil muhtar ben olayım"...Bu tutum karşısında Sakine ne dese beğenirsiniz, "Yok. İstemez. Herkesin oyu kendine".

İhtiyar heyeti için oldukça genç bir adam olan Cahit'e gönül verenler olarak biz, yapmış olduğu bu hareketi eshefle kınıyoruz. Bir daha ki seçimlerde boş oy atarım da yine Cahit'e oy vermem. Zaten Cahit ne lan! Cavit çok daha muhtar ismi.

Neyse azizim, sonuç olarak muhtar yine Ersoy olmuş. Gitmiyor. Ölmüyor da. Tüm mahalleli bu adamdan hoşnutsuz gözükürken, nasıl oluyor da 400 oy fark atıp tekrar muhtar oluyor anlamış değilim. Ankara'nın Gökçek'i varsa, bizim de Ersoy'umuz var anlaşılan.

Çok uğraştıydım babam aday olsun muhtarlığa diye ama başaramadıydım. Şimdi ben kafamı hangi taşa vuram, şimdi babam nasıl pişman olmasın aday olmadığına. Hem, adı da çok yakışırdı muhtarlığa.

Beş yıl sonra buralarda yaşanmaz olursa, bilin ki sorumlusu babamdır.

Noiserv - Sad Story of a Little Town

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder