14 Aralık 2012 Cuma

Yorul

Öğrencilik hayatım boyunca hiç bu kadar yorgun düştüğümü hatırlamıyorum. Hatta öğrencilik hayatım boyunca, elbet zamanı geldiğinde böylesine yorgun düşeceğimi söyleselerdi, kahkahalarıma 'hass.ktir lan sende!!!' nidalarını katar ve bu eylemi uzun bir süre gerçekleştirirdim.

Aslında, birçok saçma durumun toplanarak oluşturduğu bir yorgunluk bu. Dersler, kısa sınavlar, sunumlar, tasarım raporları, bitirme tezi ve yakın zamanda başlayacak olan finaller sanırım buzdağının sadece görünen kısmını oluşturuyor.

Yeniden hoşgeldin dediğim uyku problemim mesela...son yetmiş iki saatlik bölüme yerleştirebildiğim uyku kısmı sadece on saat. Hiç komik değil.

Peşimi bırakmayan hastalığımdan artık sıkıldım. Bir türlü bitmek bilmeyen hastalığımın getirisindeki kırgınlığımın ve her daim yorgunluğumun, halihazırda var olan uyku problemimle birleşmesi, işleri daha da kötü noktalara sürüklüyor. Bazen, uyumaya bir başlasam, üç gün sonra filan anca uyanacabileceğimi hissediyorum ama olmuyor, uyuyamıyorum işte.

İnsanlar. O kadar karışıklarki...düğüm düğümler ve her yerdeler. Geniş alanlara yayılmışlar ve toparlamaya nereden başlayacağımı bilemiyorum. Olması gereken insanlar, yoklar mesela. Gitmesi gerekenlerin şaşılası rahatlığı var sonra. Hem, yanımda olmasını istediğim an, bunu başarabilen tek tük insanların da gitmesi gerekecek zaten.

Çok fazla konuşmak istiyorum ama öte yandan, kimseyle de konuşabileceğimi sanmıyorum. Huysuz ve soğuk davranmaktan korkuyorum. O yüzden de şu sıralar en iyi arkadaşım Rumen bir tıp öğrencisi. Uyku problemimizle dalga geçercesine gülüp eğleniyoruz işte. Bazen, beraberce ders çalışıyoruz mesela. O, Romanya'daki evinde saçma sapan terimlerle dolu tıp kitaplarını karıştırırken; ben de Sakarya'daki kanepemde, saçma sapan tanımlamalarla dolu makaleler okuyorum. Arada canımız sıkılıyor ve beraber sigara molası veriyoruz. Birbirimize Rumence ve Türkçe kelimeler öğretiyoruz, sanki İngilizcemiz mükemmel seviyeye ulaşmış da, geriye ikinci bir dil eklemek kalmış gibi, utanmadan.

Birbirimize bu kadar bağımlı olmamız, birbirimizi öyle çok sevdiğimizden de değil oysa. Sadece, vakit gecenin geçi olduğunda, yalnız olduğumuz gerçeğini bir nebze unutmaya çalışıyoruz sanırım. Hem, o da benim gibi Aralık İnsanı. Birbirimizi anlamakta neredeyse hiç sıkıntı çekmiyoruz.

Adım Oz ve 23 yaşına girmeme artık sayılı günler kaldı...bunca yıl çok az insana değer vermeyi başarabildim. O insanlardan biri olan kuzenimin doğum gününüyse unuttum ve kutlama bahanesiyle sesini duyamadım. İşin daha kötü tarafıysa, dün doğum günü olduğunu, başka birisinin söylemesiyle hatırladım. O konuşma olmasa, belki de uzun süre hatırlamamaya devam edecektim.

Çok yoruldum.

Coldplay - In My Place

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder