İki gün sonra kimi kesin, kimi muhtemel kısa sınavlar başlıyor.
İki gün sonra, final tarihleri açıklanıyor.
Beş gün sonra, benden on bir yıl önce doğduğu için ismimi çalabileceğini düşünen kuzenimin doğum günü.
Beş gün sonra, Proje Yönetimi dersinde sunum yapmam gerekiyor. Götü boklu EkoKantin projemizi sunup, hocalardan iki milyon dolarcık rica edeceğim. Koskoca beş kişilik gruptan adam çıkmadı, sunma işi bana kaldı.
On iki gün sonra, Tasarım dersi kapsamında henüz hiç başlamadığım altı farklı raporu hocalara teslim etmem gerek. Geçen seneki raporlarla aynı olacağını düşünerek bir müddet sevinmiş ve hemen geçen seneki raporları illegal yollarla edinmeyi başarmıştık. Lakin sadece biri tuttu, bu da pek hoş olmadı.
On üç gün sonra benim doğum günüm. Telefonum kapalı olacaktır...ya da belki olmayacaktır. Geçen sene kapalıydı. Bu sene olmayabilir...belki olabilir.
On altı gün sonra, bize farkettirmeden usul usul yaklaşan finaller başlıyor. Duruma uyanmam biraz geç oldu ve bunu ev arkadaşlarıma söyleyince, tüm ev ahali olarak biraz tutuştuk açıkçası.
Finallerden sonra tez sunumun var. Henüz yazmaya dahi başlamadığım o tezin sunumu yapacağım. Tezi yazdıktan sonra hangi ara sunumunu da hazırlayıp, hocalara sunum yapmak için hazırlanacağım, hiçbir fikrim yok.
Dönem başından beri, bizi ilgiden, şefkatten ve sevgiden yoksun bırakan danışman hocamıza söylemek istediğim bir şey var; hocam ben bu dönem bitirmesem?
Yine de Aralık hep güzel.
Mirkelam - Bir Fotoğraf Çekinebilir miyiz
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder