20 Aralık 2012 Perşembe

Doğum Günüm Hep Kutlu

Bugün benim doğum günüm. O yüzden, kendimi karşıma almışım da, öylece konuşuyormuşum ve beni anlamasını bekliyormuşum gibi yazmak en doğal hakkım.

Ben hiç 'keşke' demek istemezdim lan...ama neredeyse hergün, sayısız kere kullanıyorum o kelimeyi. Hem de canımı yakıyor...ama böyle, çok yakıyor tamam mı, anlatılamayacak derecedeymiş. Bazen de, tam tersiymiş. Hiçbir şey hissettirmeyen, sıradan insanlar gibiymiş, 'keşke' kelimesi.

Mesela, 3. derece yanık gibiymiş. O yanıklar çok garipmiş, biliyor musun...bazıları ağrısız oluyormuş çünkü sinirlerin ölüyormuş. Düşünsene, yanığın o geniş alanlara yayılmış izi gözünün önünde. Ne zaman baksan orada ama ağrıyı hissedemiyorsun. Oysa adın gibi eminsin, ne kadar b.ktan bir durumun içinde olduğundan. Neden o olması gereken ağrıyı hissedemiyorum diye düşünürsün hiç yoktan. Böyle, düşünür, düşünür, deşer durursun.

Ya, ben kaybetmek istemiyorum ama kaybettiğim zamanlarda da zerre önemseyemiyorum tamam mı...

Ben güzel şeyler söylemek istiyorum ama kimsenin duymasını istemiyorum.

Cesaret kokan konuşmalarımı boşa sarf etmek istemiyorum sonra.

İnsanlar nasıl olur da beni anlamaz diye feryat figan sokaklarda koşmak istiyorum.

...nasıl anlamazsınız?

Her şey belliyken, hâlâ ne diye farklı akarsu kollarına bölünmeyi tercih ediyoruz ki?

Neden sığ ki insanlar? Ben, neden her kelimemi dikkatle seçmek zorunda kalmalıyım? Ve sırf bunu yapmayı reddediyorum diye, yani sınırlardan nefret ediyorum diye, suçluymuş gibi hissetmeliyim?

Neden, güleryüzlü, tipik, zoraki cümlelerle iletişim kurmayı sürdürmeliymişim ki? Daha iyisini yaşamışken, daha iyisini yapabileceğini biliyorken o insanların...daha azını niye kabullenmeliyim?

Yani tamam, benim doğum günüm yine kutlu olur, elbet olur. Ama...nasıl anlamazsınız?

Oğlum lan...

Sarah Jaffe - Adeline

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder