Her şey o kadar fazla tekdüzeliğin ve durgunluğun esiri olmuş ki, bu işin içindeki karışıklığı çözemez oldum. Bir yerde yanlış atılmış bir düğüm ya da düğümler var. Aklımdan geçirdiklerim, gerçekten bu kadar doğru ve sorunsuz olamaz, olmamalı. Rahatsız edici...Özellikle de, bir yerlerde kendini kaybettirmeyi başarmış olan karışıklığın ya da sorunların varlığını son sürat hissedebilirken...
Soru sormayın bu aralar bana çünkü ben yeterince kendimi zorluyorum. Hepsinin çıktığı tek bir kapı var aslında...Olgunlaştığımı hissediyorum. Beni mutsuz ve rahatsız eden her şeyi, mükemmel bir gerçeklik olgusuyla karşılayabiliyorum. Belki de beni en çok kıran şey bu...Hayalsiz kalmam. Kalmasam bile, en azından gerçeklerle harmanlayabiliyor olmam. İstemsizce yapıyorum bunu. Çocukluğuma sormadan, başına buyruk bir hâlde değerlendiriyorum çoğu şeyi. Büyümenin tuzağına düşmüş ufaklıklar gibi, sadece oyun gereği öleceğimi düşünerek, her seferinde artan bir şevkle bıçaklıyorum küçüklük gerçeklerimi....Ve bunu, yine istemsiz bir şekilde "büyümenin gereklilikleri" olarak adlandırıyorum.
Belki de ilk defa, gerçekten evreni suçlayabilecek bir nedenim varken, ben bu kozumu kullanmamayı tercih ediyorum. Oturduğum yerden sadece kendimi dinliyorum. O kadar dinginim ki, görenler asıl hatalı olanın ben olduğumu bile sanabilir. Edebileceğim onca lanet, küfür ve atabileceğim yüksek dozda çığlıklarım varken ben sadece susmayı tercih ediyorum. Mantıklı bir neden arayarak, evrene hak vermeye çalışıyorum. Uğradığım en büyük ihaneti, en geniş anlayışımla karşılıyorum.
Birkaç ay öncesine kadar büyük bir zevkle yaptığım anlamsız davranışlarımı, şimdi en kötü şekilde yüzüme vuruyorum. Bağlandığım şeylerin doğruluğunu sorguluyorum ve farkediyorum ki, gerçekten birçoğunun kaynağını yanlış şeyler oluşturuyor. Gerçeklerin farkına varmak sorun yaratmazken, bunu başarabildiğimi görmek canımı yakıyor.
Her şey doğru...Her şey gitmesi gerektiği gibi...Ve her şey, bitmesi gerektiği gibi...Tek sorun, bu sürecin işleyişinde saklı olan yanlışlar. Çoğunu bulmak içinse artık çok geç...
Doğru olmayansa tek şey var...Aslında iki şey...İkisi de birbiriyle bağlantılı ve bu aralar istediğim tek bir şeyi oluşturuyorlar. Olmasını en fazla istediğim tek şeyin, aslında imkansızlıktan öteye gidemeyeceğini bilmek, her gün kendimi suçlamama neden oluyor. Oysa bunun tek sorumlusu, olayları bu hâle getiren evrenden başkası değil. Kendime söylediğim tek olumlu şeyse "Hayat mucizelerle dolu." cümlesi. Cevabımsa hazır...Ben, kendi payıma düşen mucizeleri çoktan harcadım...Hem de yanlış yerlere, yanlış şeyler için. Artık, daha fazla mucize bekleyemem.
Elimde surat asmak için bir nedenim yok...Olanlarıysa, önceden sezdim ve çoktan atlattım. Yine de, kolayca gülmek bu aralar rahatsız eder oldu beni. Derinlerde bir yerlerde atladığım bir şeyler var...Çığlık çığlığa, seslerini duyurmaya çalışıyorlar. Ancak hayatım fazla huzurlu ve uzandığım yerden kalkamayacak kadar beni uyuşturmuş vaziyette.
The Slip - Life In Disguise
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
.jpg)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder