18 Nisan 2009 Cumartesi

Ama Yok ki Başlık !

''Başlıksız Kayıt'' adlı kaydıma uzun uzun baktım...Önce birşeyler yazdım ve sildim. Sonra bir daha aynı şeyi yaptım. Daha sonra tekrar...Aynı şeyi defalarca tekrarladım. Sonunda sıkıldım ve Resul Dayı Fırını'ndan çıkan o koca dumanlara baktım. Gökyüzüne doğru yükseldikçe etrafa yayılan dumanlara...

Gece Thirteen Senses dinlemek güzel oluyormuş sonra bunu farkettim. Yazacak hiçbirşeyim yok. Bir ara salak saçma kendimden bahsetmeye devam edeyim dedim ama salak taraflarımın hepsini yazmışım. Evet üzgünüm daha fazla abuk yönüm yok benim. En azından şuanda aklıma gelmiyor.

Hayat belirtisi olmayan bir caddeye manzarası olan penceremden çok memnunum. Tüm cadde bana aitmiş gibi geliyor. Orada yürümüyorum ya da bulunmuyorum ama bakıyorum. Sanki benden başka kimse farkında değilmiş gibi o caddenin. Sadece benimmiş gibi. İstesem hemen şimdi yürüyebilirmişim orada gibi. Arada sırada geçen iki üç arabanın geçişinede ben izin veriyormuşum gibi.

Üç günün kalmış olması güzel. İstanbul'u özledim bu sefer. Yaz tatilim öncesi İstanbul'a son iki gelişimin ilkini gerçekleştirmeyi iple çekiyorum artık. İşler planlandığı gibi giderse bu bekleyişe değecek bir dört gün beni bekliyor olacak.

Kendimi boş boş konuşan veletler gibi hissediyorum...Pardon cümleyi değiştirmek istiyorum. Onu şöyle yapalım...Kendimi boş boş konuşan oda arkadaşım gibi hissediyorum. Bu da çok ağır oldu ya. Neyse. Ceza olsun bana. Bir daha blogu saçma sapan yazılarla doldurmamam gerektiğini anlarım hiç değilse.

Thirteen Senses - Gone

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder