15 Nisan 2009 Çarşamba

Al Sana Ankara...

Birşey eğer sizde iz bırakmışsa, silemiyorsunuz. O kadar çok anı yada kare canlanıyor ki gözünüzde. İster her gün olsun isterse yıllar sonra. Sonuçta bırakmıyor peşinizi. Varsın bırakmasın zaten. Bırakmamalı da...

Ankara...Özlemek. Özlemin en kötüsü herhalde hiçbir zaman geri dönemeyeceğini bildiğin şeklidir. İki sene önce elimde olanlara bakıyorum. Karşımda duranlara. Şimdiyse...Herkes ayrı bir yerde. Benden önce ve benden sonra diye iki farklı zaman dilime ayrılmışlar sanki. Tüm güzellikler teker teker yerini hüzüne bırakmış. Hüznün içinde gülücük saçmaya çalışan insanlara.

Her soğuk Ankara gecesi ayrı bir haz verirdi bana. Şimdiyse o soğuk artık çok kuru. Soğuğun tadını alamamak. İliklerine işlemesini sağlayamamak...Bıraktığım yer bir harabelik değildi ama geldiğimde herşey çok değişmişti sanki.

Bir şehri güzel yapan barları, uzunca caddeleri değil. Çoğu insanların anlamadığı şey bu ne yazık ki. Ya da anlamak istemediği...Bir şehir sadece gezinilecek yer değil, sadece oturacak cafeleri değil, geceleri takılınabilecek barları hiç değil. İstanbul'u sevmek kolaydır çoğu insan için. Çünkü onlar için bir şehri sevmek bunlardan ibarettir. Hatta çoğu erkek için mini etekli ve bir sürü güzel kızdır İstanbul. Çoğu kız içinse hergün değiştirilebilecekleri kadar çok fazla erkek cinsinin onlara asılmasıdır ve bundan hoşlantı duyulmasıdır. Aynı şey İstanbul kadar olmasa bile Ankara için de geçerlidir.

Eğer hergün üşüyemeyeceksem ben o sokaklarda artık. Tir tir titrerken gülemeyeceksem kuzenimle dakikalarca...İki sene önce önümde duranları artık göremeyeceksem...O uçsuz bucaksız ve yorucu yokuşları çıkamayacaksam...Her haftasonu Tunalı'ya gidip kahvaltı yapamayacaksam ve ordan Kuğulu Park'a gidip oturmayacaksam bankta...Her gün sigara aldığım kişiye artık daha fazla sigara almama gerek kalmamışsa...Her hafta içi Kızılay'da şuursuza dolaşamayacaksam...Bütün bunları kaybetmişsem ben orada...Orası artık benim için Ankara değil. Hâla aynı caddeleri, cafeleri, barları dursa bile...Alacağın olsun Ankara.

Bugün kayıp yıllarıma içiyorum
Ankara sokaklarında yürüyorum
Kendimi bulmaya çalışıyorum
Tunalı'dan Mamak'a kadar
Ama geceleri çok soğuk
İnce giyinmişim üşüyorum

Bugün kendi cesaretime içiyorum
Ankara sokaklarında yürüyorum
Pişmanlıklarımı yüzüme vuruyorum
Kızılay'ın ortasındayım
Ama burası çok kalabalık
Adım atacak yer bulamıyorum

Çok fazla hata yapıyorum
Her seferinde olgunlaşıyorum
Ankara sokaklarında
Çocukluğumu arıyorum
Yaprak sokaktaki
O dolu evi hatırlıyorum

Ev artık çok boşmuş
Herkes gitmiş
Kimse kalmamış
Ankara sokaklarında
Herkes bir yere saklanmış

Ankara sokaklarında
İki elim dolu
Birinde hayallerim
Diğerinde kederlerim
AŞTİ'ye gidiyorum
Artık bu şehri terk ediyorum

Vega - Ankara

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder