5 Ekim 2012 Cuma

Güleydi İyiydi

Bu dönem başında, bu sene bitiremeyecek olduğum bölümümden, bitirme çalışmasını almıştım. Formlar eşliğinde başvurular yapıldı ve tercih edilen hocalar yazıldı. Beş tane hoca ismi yazabilme imkan olan biz, dört kişiyle yetindik.

Birkaç gün sonra siteye konulan duyurudan öğrendik ki, benim de dahil olduğum iki kişilik ufak gruba, tercih listesinde en sona yazılan hoca gelirken, geriye kalan arkadaşımıza da üçüncü tercihi gelmişti. Yazarken anladım ki, bu işin ÖSS sonra üniversite tercihlerini yazmaktan hiçbir farkı yokmuş.

Yeri gelmişken, ileride çocuklarıma hiçbir zaman "Bak yavrum, ben birinci tercihimi kazanmıştım" diyemeyeceğim. On altıncı tercihimin tuttuğunu ise söylemeyi kesinlikle düşünmüyorum. Başındaki bir rakamını atıp, altıncı tercihime yerleştiğimi filan söylerim herhalde.

Herneyse...Pazartesi günü hocanın yanına gittiğimizde, kafamızda herhangi bir konu olup olmadığını soran hocamız, hayır cevabının vermiş olduğu rahatlıkla "Tağam hadi siz çarşambaya kadar düşünün, öyle gelin. Yine bir fikriniz olmazsa ben veririm size konu" dedi.

Aradan iki gün geçti ve biz tamı tamına yedi dakika on iki saniyelik uğraşlarımızdan bir sonuç ve konu çıkaramamış bir hâlde hocanın yanına gittik. Nedeni bilinmez bir gerilme kuvvetine sahip olan arkadaşımı sakinleştirmek bana düşmüştü. Hocayla sohbetimize sıcak bir şekilde başlamamız gerektiğini, yüzleri biraz olsun güldürecek, hafif espriler katmamız gerektiğini filan söyledim...evet, açık konuşmak gerekirse, ben de gergindim.

Bu yüzdendir ki, açılış konuşmasını yaparken, ucundan azcık s.çtım...

Oz: Hocam, merhaba, girebilir miyiz?

Hoca: Merhaba, girin çocuklar.

Oz: Hocam biz bitirmeye geldik...yani, mümkünse diplomayı alıp hemen gidelim ehehehehehe.

Hoca: ........evet......(yalandan bir öksürük efekti)....evet..........bir konu belirlediniz mi, yoksa ben mi vereyim projeyi?

Ulan hiç değilse insan bir şey yapar...bir böyle...şey işte...YA BİR "hehe" FİLAN DESEYDİ ÖLÜR MÜYDÜ SANKİ!!!

Bu kısımdan sonra ben pek konuşmadım. Elimden geldiğince, odanın karanlık köşelerine koşup kaybolmaya filan çalıştım ama sanırım olmadı.

Arkadaşıma aşina olan ve daha öncesinden birkaç ayaküstü sohbeti bulunan hocamız, isimlerimizi not alırken, arkadaşımın adını ve soyadını hiç sormadan yazdıktan sonra bana döndü ve sırf rencide olmayayım diye "Ya, senin adın da aklımdaydı ama iş güç derken gitti bak görüyor musun" dedi. Oysa, ben hocaya daha önce ne ismimi söylemiştim ne de kendisiyle, ismimi hatırlayabileceği herhangi bir olay yaşamıştım. Canım benim, sırf üzülmeyeyim diye nasıl da zorladı kendini.

O işte, ilk başta beni kırdığını anladı, yaptığı eşekliğin farkına vardı da, o yüzden böyle narin davrandı bana. Kesin ondan ya...kesin yani!

Takvimden bir sayfa daha eskitilip, günlerden cumaya gelindiğinde, tasarım dersi kapsamında araziye çıktık ve garip garip işler yaptık. Aslında oldukçu zevkliydi ama sonbahar ayından uzak durması gereken güneş, inadına ensemize vuruyordu. Arazi çalışmasını anlatan iki hocadan biri, bitirme projesini aldığım, diğeriyse, dönem sonuna kadar bizi iyice doldurup, inşaat mühendislerinin üstüne salacak olan hocaydı...bu konuya ilerleyen günlerde birkaç parmak eşliğinde basmayı düşünüyorum.

Bitirme projesini aldığım Şefik Hoca, onlarca öğrencinin katılım gösterdiği arazi çalışması boyunca gözlerini dikkatle bana dikti ve bana birkaç kez ilk ismimle hitap etti. Hayır, o kadar şekilden şekile girdin, yok ben senin adını biliyordum da, yok şimdi aklımdan çıktı gitti de, yok zart da, yok zurt da...LAN İSMİMİ BİLEN HERİF BANA İLK İSMİMLE Mİ HİTAP EDER ALLAH AŞKINA! ŞEFİK N'OLUR YAPMA BÖYLE BEBİŞİM!

Tatlı hoca ama, sevdim kendisini. Daha önce birkaç dersime girmişti ama tipik ders anlatan hoca görünümündeydi işte...Bitirme konumuzu verdikten sonra; elinden geldiğince yardım edeceğini, zorlandığımız zaman muhakkak yanına uğramamız gerektiğini, gerekirse bize kaynak temin edeceğini, tez yazımı konusunu kafamıza takmamamızı ve sunum gününe birkaç hafta kala, örnek bitirme tezlerinden vereceğini, böylece hazırlanırken sıkıntı çekmeyeceğimizi filan söyledi. Dostum, bu adam bir harikaydı.

Ama yine de o espriye güleydi iyiydi ya...

Ocak ayı gelsin de, üstüme takım elbisemi çekeyim, gideyim hocaları kendime hayran bıraktıracak bir sunum yapayım.

Wye Oak - Civilian

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder